ŞİİRMETRE
GÜNÜN ŞİİRİ
HAFTANIN ŞİİRİ
MAVİ YILDIZLI ŞİİR
ÜYE GİRİŞİ
ANA MENÜ
ANASAYFAŞİİRLERNETWORKVİDEOLARRADYOGRUPLAR
KİM VARDI
t_a_polat (tülay)
(2017-07-25 00:17:27)
SITKI CİN (sıtkı cin)
(2017-06-18 14:28:28)
Hanefi Söztutan (Hanefi Söztutan)
(2016-07-31 18:40:51)
Osman AVCI (Ömer Osman AVCI)
(2016-01-29 13:33:02)
Admin (Üçüncü Yeni)
(2014-12-25 09:57:16)
MAVİ WEB
YAYINLARIMIZ
WEB TASARIM
ACTAMEDYA
SPOREKSTRA
Html Module


EDEBÎ SAN'ATLAR ÜZERİNE/ Sefa KOYUNCU PDF Yazdır e-Posta
Yazan Üçüncü Yeni   
Çarşamba, 22 Aralık 2010

 

                             Sefa KOYUNCU

"Simile" de tıpkı metafor gibi karşılaştırma, benzetme üzerine kuruludur. Ancak simile benzeyen iki durumun, nesnenin veya kişilerin aynı anda ifade edilmesini sağlar  "like" ve "as" kullanıiarak. Similede karşılaştırılan veya benzetilen durumlar, nesneler veyahut kişiler, kullanılan ifadenin içinde yer alır. Örnek vermek gerekirse:   "X aslan gibi güçlü bir delikanlıdır." --> aslan ve delikanl; iki öge de cümle icinde yer almış ve "gibi" ile birbirine baglanmıştır, bu yüzden "simile" söz konusudur. "Bizim aslan yine zoru başardı." --> bu cümlede ise "aslan" metafordur, cünkü ikinci öge olan  delikanlı", şahıs kullanılmamıştır . Bunu cümle bağlamından çıkarmamız gerekir...

EDEBÎ SAN'ATLAR ÜZERİNE/ Sefa KOYUNCU

Hemen belirteyim ki; bu, edebî san'atlar üzerine bir taslak çalışma, veri tabanı oluşturma egzersizidir. Divan edebiyatımızda (öncesi ve sonrasında) olduğu gibi; halk edebiyatımızda da edebî san'atların hepsi başarı ile kullanılmıştır. Bu çalışmada, edebiyatımızdaki edebî san'atların evrensel boyuttaki yansımaları, kavramların karşılıkları tespit  edilmeye çalışılmıştır. Ancak, edebiyatımızda kullanılagelen edebî san'atların Batı terminolojisi ile karşılanmasında bir karmaşa göze çarpmaktadır. Bu sebeple, bu metinde yer alan İngilizce-Fransızca edebî kavram karşılıkları, yeniden gözden geçirilmeye muhtaçtır. Konu üzerine incelemelerimiz devam edecektir. İlgilenen arkadaşların, değerli yorumlarıyla katkıda bulunmaları temennisiyle... Sefa KOYUNCU 
 

Edebiyat: Literature

Edebî dil (Yazın dili): Literary language

Söz sanatları (Edebî sanatlar): Figures of speech

Sözlü edebiyat: Oral literature

Gezi edebiyatı: Travel literature

Seyahatname: Travel book

Budunbilim (Halkbilim): Ethnology

Giriş: Prologue

Geriye dönme: Flashback (geçmiş olayalara).

Edebî Tür: Genre (Fr.), literary type.

Roman: Novel

Şiir: Poetry

Kısa hikâye: Short story

Tiyatro: Drama

Destan: Epic

Hiciv: Satire

Ağıt: Elegy (şiir)

Kurgu: Fiction

Bilim-kurgu: Science fiction

Efsane: Legend

Sone: Sonnet (14 satırlık şiir).

Makale: Essay (orta uzunlukta)

Edebî akımlar: Literary movements

Ana konu (tema): Theme

Beyit: Couplet

Teşhis (Kişileştirme): Personification:

Kelime oyunu: Pun

Nesir (Düzyazı): Prose

Üslup (Biçem, Deyiş): Style

Biçembilim: Stylistics

Yaşam öyküsü: Biography

Öz yaşam öyküsü: Autobiography

Eğretileme (İstiare): Metaphor. (An implicit comparison).  E.g. ‘Yaşamın ilkbaharı’ ifadesinde ilkbahar, ya da ‘Takımın belkemiği’.

Teşbih: Simile (an explicit comparison / as - like).

Irony: Alaysılama. (Kullanılan sözcüklerin tersini ima etme).

Hyperbole (Overstatement): Abartma

Understatement: Küçültme. (‘very good’ yerine ‘not bad’ demek gibi).

Oxymoron: Zıtların birlikteliği. E.g., gecenin aydınlığı, agonizing joy.

Euphemism: Hüsnü tabir. (‘Die’ yerine ‘pass away’ demek gibi.)

Kafiye (Uyak): Rhyme

Yarım kafiye: Half rhyme

Tam kafiye: Full rhyme

İç kafiye: Internal rhyme

Ölçü (Vezin): Metre

Ölçü-bilim: Metrics

Ana karakter: Protagonist

Yardımcı karakter: Antagonist

Plân: Plot

Anlatıcı: Narrator

Ben anlatıcı: First-person narrator

Sürükleyici: Suspensive

Sürükleyicilik: Suspense

Düğümün çözülmesi: Unknotting, dénouement (Fr.)

Bakış açısı: Point of view

KAYNAK: http://ingilizce-turkce.com/Turkish%20Language%20and%20Lit.htm

Hocam konunun dışına çıkıyorum bağışlayın lütfen.Size bir şey danışmak istiyorum.Metaphor, metonymy, hyperbole, smile, irony, epithet, oxymoron, zeugma... gibi edebi sanatların içeriklerini anlatan özel bir site var mı?Hocalarımız konu ile ilgili notları veriyorlar bize fakat ben başka kaynaklara da bakmak istiyorum.Şu an araştırmam gereken 'kenning'.Kenning örnekleri bulmam gerekiyor.Şimdiden çok teşekkür ederim.:smiley6:
Cevap: Hemen bir tıkta:
http://en.wikipedia.org/wiki/Figure_of_speech
http://www.nipissingu.ca/faculty/williams/figofspe.htm
http://www.usingenglish.com/glossary/figure-of-speech.html
http://efl.htmlplanet.com/metaphors.htm
http://www.uky.edu/AS/Classics/rhetoric.html
http://www.serve.com/hecht/words/fos.htm

Her biri birbirinden harikadır.
KAYNAK: http://www.dilforum.com/forum/archive/index.php/t-19300.html

xxxxx
EDEBİ SANATLAR (Figures of speech)       
MECAZ (Fr. La figure- İng. figurative)
Kelime veya kelime gruplarını bilinen ilk manalarından başka bir manada kullanmaya mecaz denir. Mecaz edebî eserlerde kullanıldığı gibi zaman zaman günlük konuşmalarda da kullanılır. Mesela "yüreksiz" kelimesi "korkak" manasında kullanıldığı zaman mecaz sanatı yapılmış olur. Eğer kelimeye kazandırılan mana ile asli mana arasında bir benzerlik var ise bu mecaz; hiç bir ilgi yok ise mecaz-ı mürsel adını alır.
Sözcükleri gerçek anlamları dışında kullanma sanatıdır. Anlatımı daha etkili kılmak ve söze canlılık kazandırmak amacıyla yapılır. Sözcük ve fikir mecazları olmak üzere ikiye ayrılır. Sözcük mecasında bir sözcük gerçek anlamı dışında, fikir mecazında ise herhangi bir fikir kendi anlamının dışında bir amaçla kullanılır.


MECAZ-I MÜRSEL (Ad aktarması/ düz değişmece):(Metonomi):
Benzetme ilgisi söz konusu olmadan,başka bazı ilgilerle,bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

İç -dış ilgisi
* "Anne, çamaşır kazanı kaynadı,gel!"
* "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı."
* "Ne zamandır evde tencere kaynamıyor."
* "Bu depoyla Düzce'ye kadar gideriz."
* "Şofben yanıyordu."

Parça - bütün ilgisi
* "O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı."
* "Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı."
* "Motor gece karanlığında yükünü Bartın'a boşalttı."
* "Bu sahalarda nice altın ayaklar top koşturdu."

Neden - sonuç ilgisi
* "Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket!"
* "Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz."

Sanatçı - eser ilgisi
* "Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski,sonra Mozart çaldı."
* "Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı?"
* "Pikapta Münir Nurettin dönüyordu."

Yer , yön , bölge , çağ - insan ilgisi
* "Eve haber verip geleyim."
* "Batı ve Doğu , inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş
hem birbirine uzak durmuştur."
* "Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır."
* "Ankara bu notaya cevap vermekte gecikmedi."
* "Adresi bir de şu büfeye sorsak mı?"
* "Sizin işinizi şu masa halleder beyefendi."

Soyut - somut ilgisi
* "Türklük yüreğini dağlasın gayrı/Cihan da bizimle ağlasın gayrı."
Somut bir varlık olan "Türk insanı,Türk milleti " yerinde, soyut
olan "Türklük" kullanıldı.
* "Gençlik; kafası ve yüreğiyle toplumun güvencesidir."
"Gençler" yerine soyut olan "gençlik";"düşünce" yerine somut
olan kafa;"cesaret,duygu" kavramları yerine somut olan "yürek"
kullanıldı.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
1. "Ön sokakta yer yok,arabayı arkaya bırakınız."

2. "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı."

3. "Sen bu otobüsle git,ben Bartın'a bineceğim."
4. "Koştu yokuş aşağı,rengi atmış bir şapka."

5. "Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi."

6. "Marmara'da her yelken / Uçar gibi neşeli."

7. "Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi."

8. "Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih
ediyorlar."

9. "Koparıp öpmek için,basacağı toprağı
Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde."

10. "Türkiye,Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti."

KAYNAK: http://www.turkceciler.com/soz_sanatlari/mecazi_mursel_soz_sanatlari.html

Mecaz-ı mürsel, bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır. Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır.


Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir :


Þ Sanatçı verilir, yapıtı anlatılır.
Örnek : Yaşar Kemal'i lise yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal'in romanlarını)


Þ İçteki varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır.
Örnek :   
Haberi duyunca bütün ev ayağa kalktı.        (Evin içindeki insanlar)
Ayağını çıkarmadan içeri girme.                (Ayakkabını)


Þ Parça verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir, parça anlatılır.
Örnek :
Bu acılı haberi ona hangi dil söyleyebilir?        (İnsan)
Gemi Mersin'e yanaştı.                        (Mersin Limanı)


Þ Bir yer adı verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır.
Örnek :
Bütün köy meydanda toplandı.                (köy halkı)
Erzurum, Mustafa Kemal'e kucak açtı.        (Erzurum Halkı)


Þ Bir yön adı verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler anlatılmak istenir.
Örnek :
Batı bu duruma müdahale etmedi.                (Batı ülkeleri)


Þ Bir eşya adı verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir.
Örnek :
Koştu, yokuş aşağı bir şapka.                (İnsan)


Þ Soyut bir ad verilip, somut bir varlık anlatılır.
Örnek :
Bu sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum.        (Genç insanlar)
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.                (insanlar)


Þ Sonuç verilir, bunun nedeni kastedilir.
Örnek :
Gökten sicim gibi bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)
KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html

TEŞBİH (Simile):
Aralarında ilgi kurulabilen iki şeyden, ilgili oldukları konuda zayıf olanın kuvvetliye benzetilmesine teşbih denir.

Tam bir teşbihte dört unsur vardır:

1.Kendisine benzetilen: Aslan
2.Benzetme edatı: Gibi
3.Benzetme yönü: Kuvvetli
4.Benzetilen: Çocuk
Bunlardan benzeyen ve benzetilen aslî unsurlardır.

Örnek
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.

TEŞBİH (BENZETME) SANATI


Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir.

A) Benzetmede Dört Unsur Bulunur:

a) Benzeyen (Müşebbeh): Birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe daha güçsüz, zayıf olan.

Örnek: Adam tilki gibi kurnaz.

b)Benzetilen (Müşebbehün-bin): Kendisine benzetilen, birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe daha güçlü, daha üstün olan.

Örnek: Adam tilki gibi kurnaz.

c)Benzetme Yönü (Vech-i şebeh): Birbirlerine benzetilen nesne ve kavramlar arasındaki ortak nitelik.

Örnek: Adam tilki gibi kurnaz.

d)Benzetme Edatı (Edat-ı teşbih): Nesne ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç işlevi gören sözcük.

Örnekte: Adam tilki gibi kurnaz.

Örneğin "Yol yılan gibi kıvrılıyor" dendiğinde, "yol" benzeyen, "yılan" kendisine benzetilen, "kıvrılıyor" benzetme yönü, "gibi" ise benzetme edatıdır.

Örneğin "Kız tavşan gibi koşuyor" dendiğinde, "kız" benzeyen, "tavşan" kendisine benzetilen, "koşuyor" benzetme yönü", "gibi" ise benzetme edatıdır.

B) Teşbih Türleri:

Teşbihi oluşturan öğelerden (benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı) bir ya da birkaçının kullanılıp kullanılmamasına göre beşe ayrılır:

1. Ayrıntılı Benzetme Dört öğenin de bulunduğu teşbih

    Örneğin,           "Ahmet aslan gibi güçlüdür."

                       “Bu sesler bir eski çıban gibi işliyor içerime.”

2. Kısaltılmış Benzetme (Teşbih-İ Mücmel, Teşbih-İ Muhtasar) Benzetme yönü bulunmayan teşbih

    Örneğin,           "Ahmet aslan gibidir". Burada "güçlülük" vurgulanmamıştır.

3. Pekiştirilmiş Benzetme (Teşbih-İ Müekked) Benzetme ilgeci bulunmayan teşbih

    Örneğin,           "Ahmet kuvvetli aslandır". Bu teşbihte "gibi" ilgeci kullanılmamış.

4. Güzel Benzetme (Teşbih-İ Beliğ) Benzetme yönü ve benzetme ilgeci bulunmayan teşbih

    Örneğin, "Aslan Ahmet."

5. Yaygın Benzetme (Teşbih-İ Temsîlî) Benzeyen ve kendisine benzetilenler arasında birden fazla ortak nitelik ve özellikleri sırayla ifade edilerek yapılan teşbih

    Temsilî teşbihte her iki öğenin, ortak benzerlikleri anlatıldıktan sonra , manzumenin en sonunda ilgili olan temel öğe açıklanır. Aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi Namık Kemal’in Nevha adlı şiirinde vatan bir sevgiliye benzetilmiştir. Benzeyen unsur olan vatan söylenmeyip , şiirin başından itibaren kendisine benzetilen unsur olan sevgilinin çeşitli özellikleri sıralanmıştır. Vatan şiirin en sonunda söylenmiştir.

Nevha I

Feminin rengi aks edip tenine

Yeni açmış güle misâl olmuş

İn’itâf ile bak ne al olmuş,

Serv-i sîmîn safâlı gerdenine

O letâfetle ol nihâl-i revân

Giriyor göz yumunca rüyâma

Benziyor, aynı kendi hülyâma,

Bu tasavvur dokundu sevdâma

Âh böyle gezer mi hîç cânân?...

Gül değil arkasında kanlı kefen...

Sen misin, sen misin garîb vatan?...

KAYNAK: http://edebiyat1224.blogcu.com/tesbih-benzetme-sanati/3113597
Teşbih,Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün, belirgin olana benzetilmesidir.


Benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin dört öğesi vardır :


1- Benzeyen                (niteliği zayıf olan)
2- Benzetilen                (niteliği, üstün, belirgin olan)
3- Benzetme yönü        (benzerlik ilgisi gösteren)
4- Benzetme edatı        (gibi, kadar, sanki, misali)


Örnek :
Kızın deniz gibi masmavi gözleri vardı.
           
Bezetilen: deniz
Benzeyen: göz
Benzetme edatı: gibi
Benzetme yönü: masmavi


Benzetmeyle İlgili Uyarılar :


Þ  Benzetmenin oluşabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.
Þ  Bunlar, benzetmenin temel öğeleridir.
Þ  Dört öğesinin dördünün de kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme,  benzetme edatının olmadığı benzetmelere kısaltılmış benzetme, yalnızca temel öğelerin kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.


Örnek :
Sular öyle temiz ki annemin yüzü  gibi.              (Ayrıntılı Benzetme)


Bezetilen: annemin yüzü
Benzeyen: sular
Benzetme edatı: gibi
Benzetme yönü: temiz


Adam cesurlukta aslandı.                                           (Pekiştirilmiş Benzetme)


Bezetilen: aslan
Benzeyen: Adam
Benzetme yönü: cesurluk


Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.  (Kısaltılmış benzetme)
                    
Bezetilen: dev
Benzeyen: ordu
Benzetme edatı: gibi


Gider oldum kömür gözlüm elveda.                            (Teşbih-i beliğ)
                  
Bezetilen: kömür
Benzeyen: göz
KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html


İSTİARE (Metaphor)
İki temel unsurundan (benzetilen ve benzeyen) sadece biri söylenerek yapılan teşbihe istiare denir.

İstiarelerde ya benzeyen veya benzetilen vardır. Yalnız benzetilen söylenmiş ise açık istiare, yalnız kendisine benzetilen söylenmiş ise kapalı istiare denir.

Örnek
“Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa” mısraında düşman ordusu mahşere benzetilmiştir. Ama benzeyen (düşman ordusu) belirtilmemiştir. Bu bir açık istiaredir.

“Can kafeste durmaz uçar” mısraında ise can bir kuşa benzetilmiştir. Ancak benzetilen açıkça yazılmamıştır. Bunu diğer unsurlardan anlıyoruz. Bu sebeple bu bir kapalı istiaredir.

Temsili İstiare (representational metaphor)

Kendisine benzetilen ve benzetme yönüyle yapılan benzetmelerdir. Bunlarda benzeyenin anlatılmak istenen birçok özelliği kendisine benzetilenin özelliği olarak sıralanır.

Hani bir gün seninle Topkapı’dan

Geliyorduk yol üstü bir meydan

Bir çınar gördük enli vakur

Bir çınar hiç eğilmemiş mağrur

Koca bir gövde belki altı asır

Belki ondan da fazla ağır

Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş

Öyle serpilmiş öyle yükselmiş

.......

Yukarıdaki dizelerde Osmanlı çınarın özellikleriyle hissettirilmiştir.
XXX
İstiare Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir.


Örnek :
Þ Aslan gibi güçlü bir adamdı.                (benzetme)
Þ Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)


Eğretileme üç çeşittir.


Açık Eğretileme : Yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir. Örnek :
Þ Havada bir dost eli okşuyor tenimizi.
Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli


Þ Kurban olam kurban olam
     Beşikte yatan kuzuya                
Benzeyen  : Bebek, çocuk (yok)  Benzetilen : Kuzu


Kapalı Eğretileme : Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği (genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir.
Örnek :
Þ Oğlu büyüyünce yuvadan uçup gitti.
   Benzeyen  : Oğul    Benzetilen :  Kuş  (yok)    Benzetme yönü : Uçup gitmek


Þ Ay zeytin ağaçlarının arasından yere damlıyordu.
   Benzeyen  : ay     Benzetilen : su (yok)     Benzetme yönü : yere damlaması


Yaygın (Temsili) Eğretileme : Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir "gizleme" vardır. Açıkça söylenmeyen ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel ve etkili bir anlatım için kullanırlar.
Örnek :
Þ Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan


Eğretileme Yolları


İnsana özgü kavramların, doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;


Örnek :
   İnsan         "Derinden derine  ırmaklar   ağlar".      Kapalı Eğretileme
Benzetilen                                Benzeyen


Doğaya özgü kavramların insana aktarılmasıyla;


Örnek :
Askerin ölümü    "Bir hilal uğruna ya Rab ne   güneşler batıyor."    Açık Eğretileme 
   Benzeyen                                                            Benzetilen


Doğadaki bir varlığa ait özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;


Örnek :
  Bulut            Yüce dağ başında bir top   pamuk     var.         Kapalı Eğretileme
Benzeyen                                              Benzetilen


Bir duyuya ait bir kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;


Örnek :
              Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi.                      Kapalı Eğretileme

KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html
xxx


dilFORUM > GENEL İNGİLİZCE FORUMLARI (ELT) > I.D.E CluB (Language & Literature) > metaphor?

---------
PDATam Sürüm Bilgini Göster : metaphor ?


---------

victorian era24-10-09, 18:31
merhaba,
literary concept dersinde hocamız metaphor konusunu işledi yani şiirler üzerinden falan gidiyoruz ama anlayamadığım şeyler var :

Life is a journey burada Life =A Journey=B
A:abstract,target,tenor
B:concrete,source,vehicle
Conceptual Metaphor=conceptual domain(A)+conceptual domain(B)

daha sonra Metaphorical Linguistic Expression dan bahsetti bu ne oluyor tam olarak?

mesela hoca bir şiir okutup buradaki conceptual metaphor ne diye soruyor bunu nasıl bulucam?
edebi değer taşıyabilmesi için bir metaphorun somuttan soyuta doğru gitmesi gerekiyormuş o zaman life is a journey edebi metaphor olmuyor mu?

Tam oturtamadım aklımda bunları yardımcı olursanız sevinirim:smiley6:

---------

altruist24-10-09, 20:03
merhaba,
literary concept dersinde hocamız metaphor konusunu işledi yani şiirler üzerinden falan gidiyoruz ama anlayamadığım şeyler var :

Life is a journey burada Life =A Journey=B
A:abstract,target,tenor
B:concrete,source,vehicle
Conceptual Metaphor=conceptual domain(A)+conceptual domain(B)

daha sonra Metaphorical Linguistic Expression dan bahsetti bu ne oluyor tam olarak?

mesela hoca bir şiir okutup buradaki conceptual metaphor ne diye soruyor bunu nasıl bulucam?
edebi değer taşıyabilmesi için bir metaphorun somuttan soyuta doğru gitmesi gerekiyormuş o zaman life is a journey edebi metaphor olmuyor mu?

Tam oturtamadım aklımda bunları yardımcı olursanız sevinirim:smiley6:

Merhaba,
Bildiğimiz üzere "metaphor" Türkçe karşılığıyla mecaz demektir, hatta kimileri metafor diye de kullanırlar. Conceptual metaphor da bu mecazların sistemleştirilmiş hali. Örneğin verdiğiniz örnekte "life" kendi kelime anlamından hariç cümle içinde değerlendirerek anlamaya çalışacağımız kelime , "journey" ise yine kendi anlamından hariç "life" ile ilişkilendirilerek mecaz anlamı çıkartacağımız kaynak kelimedir. Sonuç olarak hayat kelime anlamıyla yaşamımızı kastetse de "Hayat bir yolculuktur" cümlesinde kendi sözlük anlamından arınarak bir soyutluğa girer. Cümledeki yolculuk kelimesi elbette sözlük anlamındaki yolculuk değildir. Soyut bir yolculuktur.

Başka bir örnek olarak, "Time is money." cümlesini düşünebilirsiniz. Burada da "time" sözcüğü "target" kelime, "money" sözcüğü "source" olan kelimedir. "Vakit nakittir." cümlesind vakit, zaman aklımıza gelen sözlük anlamıyla soyuttur ve money ile ilişkilendirilerek somutlaştırılmıştır. Bu şekilde de örnekler mevcuttur.

--------

victorian era24-10-09, 20:31
Peki conceptual metaphor illa hep bir cümle mi olmak zorundadır?
metaphorical linguistic expression da mecazi anlam içeren aynı zamanda conceptual metaphor olan bir cümleye mi deniyor?
Örn:I am where I want to be in life bu hem M.L.E hem C.M oluyor o zaman
şöyle bir cümle yazmışım mesela

It is the M.L.E that reveal the existence of C.M

--------

mlystrx24-10-09, 20:45
Özgem kenningden de bahseder misin biraz?

Tam olarak bizdeki dolaylama gibi mi oluyor?Yoksa başka kullanımları var mı?

As the ship put out on the unknown deep cümlesindeki unkonwn deep in ocean olduğunu biliyoruz.Bu kenning mi oluyor tam olarak?

--------

victorian era24-10-09, 21:05
bana sorulmamış ama ben de bir şey yazayım eğer cümle başında ilk okyanustan bahsediyorsan devamında tekrar okyanus demiyorsun yerine bunu kullanıyorsun o zaman bu kenning oluyor ad aktarmasında benzetme anlamı gütmemek oluyor bunda direk kastetiğin şey aslında söylediğin şey değil mi?

--------

altruist24-10-09, 21:31
Peki conceptual metaphor illa hep bir cümle mi olmak zorundadır?
metaphorical linguistic expression da mecazi anlam içeren aynı zamanda conceptual metaphor olan bir cümleye mi deniyor?
Örn:I am where I want to be in life bu hem M.L.E hem C.M oluyor o zaman
şöyle bir cümle yazmışım mesela

It is the M.L.E that reveal the existence of C.M

Conceptual metaphor illa bir cümle mi olur demek mecazlar illa bir cümle mi olur sorusuyla aynı aslında. Biz bir şiiri incelerken mısra mısra incelediğimizden ve onları da bir cümle olarak düşünürsen evet bir cümlede bakarız anlama. Ama şiirdeki bir cümle iki mısraya yayılmışsa iki mısrayı ele alırız. Şöyle de birşey var eğer şiirin bütününde metaphoric bir dil hakimse ona conceit (http://en.wikipedia.org/wiki/Conceit) diyoruz. Metaphorical linguistic expression dediğimiz şey de mecazları kullanarak oluşturduğumuz ifadelerdir.

'Kenning'e gelince biz İngiliz Edebiyatı görmediğimiz için hiç duymamıştım, Amerikan Edebiyatı'nda böyle birşeyi. Araştırdım şimdi, daha çok Medieval dönemde şiirlerde kullanılmış ve anladığım kadarıyla ad aktarması diyebiliyoruz.

Bir de hem mecaz ile hem de ad aktarmasıyla çok sık karıştırılan bir edebi sanat vardır, metonomy (http://en.wikipedia.org/wiki/Metonymy). Ne mecazdır, ne de ad aktarması. Anlatması zordur. Karışıktır da. :)

--------

mlystrx24-10-09, 21:55
bana sorulmamış ama ben de bir şey yazayım eğer cümle başında ilk okyanustan bahsediyorsan devamında tekrar okyanus demiyorsun yerine bunu kullanıyorsun o zaman bu kenning oluyor ad aktarmasında benzetme anlamı gütmemek oluyor bunda direk kastetiğin şey aslında söylediğin şey değil mi?

Ad aktarması değil ad aktarması bambaşka bir şey yanlış yazmışım,iyice sulandım :) Türkçedeki dolaylama diyecektim.

Yani Balık: Derya kuzusu gibi.

Evet genelde mısraların gerisinde bahsediliyor ama bazen bahsedilmeden direk yapıldığı da oluyor ve bu tür kalıp ifadeleri pek bilmediğim için şaşırabiliyorum.Unkonwn deep çıkartılabilecek bir şey mesela ama daha gizli kullanımlar olabiliyor.Örnek aklıma geldiğinde yazarım.

--------

altruist24-10-09, 21:57
Ad aktarması değil ad aktarması bambaşka bir şey yanlış yazmışım,iyice sulandım :) Türkçedeki dolaylama diyecektim.

Yani Balık: Derya kuzusu gibi.

Düzeltme: Hakikaten benim de aklımda öyle kalmış niçin ya. :D O farklı birşey. :D Şaşırdım kendime.

-------

victorian era24-10-09, 21:57
çok teşekkür ederim aklıma takılan bir şey olursa sorarım tekrardan:)

--------

victorian era24-10-09, 21:59
vala siz yazın biz öğrenelim ben daha 1 aylık öğrenciyim öğrencem inşallah kenning evet dediğin şey o zaman ad aktarması oluyor doğrudur gizli kullanımları vardır mutlaka

--------

mlystrx24-10-09, 22:04
Düzeltme: Hakikaten benim de aklımda öyle kalmış niçin ya. :D O farklı birşey. :D Şaşırdım kendime.

Aslında ad aktarmasına da benziyor ama biraz daha farklı sanırım :D Ad aktarmasında hiç benzetme amacı gütmüyor.Peki dolaylamada güdüyor mu?Aslında orda da gütmüyor.Of ya! :D Her neyse sonuç olarak kenningi anladım ama bir sorun var dediğin metonomy den hiç bir şey anlamadım biraz araştırdım da.

--------

altruist24-10-09, 22:42
Aslında ad aktarmasına da benziyor ama biraz daha farklı sanırım :D Ad aktarmasında hiç benzetme amacı gütmüyor.Peki dolaylamada güdüyor mu?Aslında orda da gütmüyor.Of ya! :D Her neyse sonuç olarak kenningi anladım ama bir sorun var dediğin metonomy den hiç bir şey anlamadım biraz araştırdım da.

Onu ben hala çözebilmiş değilim malesef. :( Metafor diyordum hoca metonomi diyordu, metonomi diyordum hoca metafor diyordu. Arada tutturuyordum da. Ama anlayamadım tam.

--------

kolemenbaybars31-10-09, 12:58
merhaba arkadaşlar acaba bana metaphor ve simile arasında ki farkı açıklayabilecek biri var mı?

--------

Yurtik31-10-09, 14:18
ikiside aslında aynı ama simile like ve as kullanılarak yapılıyor

--------

simurg04-11-09, 19:05
Metaphor benzetme anlamı gütmeden yapılan söz sanatı, yani; "Your cheeks are apples." (Yanakların elmadır.), örneğinde olduğu gibi.

Similie ise benzetme edatlarını kullanarak yapılan söz sanatıdır, like, as, as... as, yani; "Your cheeks are like apples." (Yanakların elma gibiler.)

Bu arada metonomy ile metaphor arasındaki farkı çözmüş bulunmaktayım. Metonomy'de kullanılan sözcük mecaz anlamıyla kullanıldığı kelime ile bir şekilde ilişkili kuruyor. Mesela "Kalem kılıçtan keskindir." Örneğinde 'kalem' sözcüğü 'kılıç' sözcüğünün keskinlik özelliğiyle ilişkilendirildiğinden bu cümlede metonomy var diyoruz. Ayrıca Türkçe'deki dolaylamalara da metonomy diyoruz. Örneğin, "Beyaz Saray açıklama yaptı." cümlesindeki "beyaz saray"ın açıklama yapması ile kastedilen başbakanın açıklama yapmasıdır. "Bir çatının altında sıcacık yüzler..." Burada çatı ile kastedilen evdir. Buna da metanomy diyoruz.

--------

NonServiam©07-11-09, 15:49
Metaphor konusunda bilmeniz gereken en önemli nokta bir stylistic device olan metaforun farklilik ve analoji (difference and analogy) prensibine bagli oldugudur.

Bir durum, nesne veya kisi farkli bir durumla, nesneyle veya kisiyle iliskilendirilir. Karsilastirma bu acidan farkli olan durumlara, nesnelere veya kisilere dayaniyor olsa da, bu karsilastirmanin temelinde analoji - yani parallellik/benzerlik vardir yapisal olarak.

Aristoteles Poetics in 21. maddesinde özellikle "oran" konusundaki analojiye dikkat cekmistir. "A" "B" ye karsi nasil iliski icindeyse "C" de "D" ile ayni oranda iliskili olmalidir. Bunu bir örnekle aciklar:

"Aksam" ile "Gün" arasinda bir iliski vardir semantik acidan; ayni oran iliskisi "yaş" ile "hayat" arasinda da vardir. Bu yüzden "yaşamin akşami" ndan bahsedilebilecegi gibi "günün yaşi" ndan da bahsedilebilir.

--------

NonServiam©07-11-09, 17:53
"Simile" de tipki metafor gibi karsilastirma, benzetme üzerine kuruludur. Ancak simile benzeyen iki durumun, nesnenin veya kisilerin ayni anda ifade edilmesini sagla "like" ve "as" kullanilarak.

Simile de karsilastirilan veya benzetilen durumlar, nesneler veyahut kisiler kullanilan ifadenin icinde yer alir. Örnek vermek gerekirse.

"X aslan gibi güclü bir delikanlidir." --> aslan ve delikanli; iki öge de cümle icinde yer almis ve "gibi" ile birbirine baglanmistir, bu yüzden "simile" söz konusudur.

"Bizim aslan yine zoru basardi." --> bu cümlede ise "aslan" metafordur, cünkü ikinci öge olan "delikanli", sahis kullanilmamistir. Bunu cümle baglamindan cikarmamiz gerekir.

-------

NonServiam©07-11-09, 20:05
Metonymy: [lat. metonymia;greek: metonymía]

metá = sonradan gelen (bir degisikligi ifade eder) + ónyma (ónoma) = Isim

Bir ifadenin o ifadeyle nesnel bir iliskide olan ifadeyle yer degistirmesine denir.

Örnek: Diyelim ki bir bardak kirmizi sarap var ve birisi bize soruyor ki "Bir bardak icmek ister misin?" Burada icilen bardak degil tabiki icindeki kirmizi saraptir. Bu baglamda bardak ile yakindan iliskisi olan sey kirmizi saraptir. Soruda "bardak" "kirmizi sarabin" yerine kullanildigi icin "metonymy" söz konusudur. Metafordaki gibi bir benzetme veyahut karsilastirma söz konusu degildir.


Synecdoche: [lat. synekdoche; greek: synekdoche] (anlami: ayni anda anlamak)

Metonymy ile yakindan iliskilidir; parca (totum pro parte) ve bütünlük (pars pro toto) prensibi üzerine kuruludur.


Kenning: [Old North German: kenning] (anlami: anlasilma; tanima)

Bir ifadenin resmeder gibi, bazen bircok sifat kullanilarak anlatilmasina verilen addir.

Örnek: Oklarin uğultusu (savaş kavrami icin kullanilmistir; betimleyici özellik tasir)

KAYNAK: http://www.dilforum.com/forum/archive/index.php/t-70280.html


TEŞHİS (Personification):
Canlı veya cansız varlıklara insan benliği vermek, yani onları şahıs gibi kabul etme sanatıdır.

Örnek
“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal” mısraında bayrağın çehresi çatık bir insan olarak düşünülmesi ile teşhis sanatı yapılmıştır.

İntak
Kelime olarak söyletmek konuşturmak manasına gelir. Canlı ve cansız varlıkları insan gibi konuşturmak sanatıdır. La Fontaine'in küçük hikâyeleri bu sanatın en güzel örneklerini verir.

Örnek
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap

mısraları su dolabının konuşması olarak düşünüldüğü için intak sanatı vardır.
İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir.


Örnek :
Þ Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)
Þ Ufukta günün boynu büküldü.                                (Teşhis)
Þ Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :
    Tenimde bir yara işler gibisin.                          (İntak)
KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html

 

Tariz
Söylenen bir sözün; alay etmek veya sitemde bulunmak maksadıyla tam tersinin kastedilmesi sanatıdır.

Örnek
“Eski eş'arda dürbin ile mana görülür
Yeni eş'arda mana gibi bir külfet yoktur.”
beytinde yeni şirin mana yönünden yetersizliği ile tariz sanatı yoluyla alay edilir.
Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır.
KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html

Örnek :
Þ Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.
Þ O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.
Þ Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.


Kinaye
Bir sözün aynı anda hem gerçek hem de mecazi manada kullanılması sanatıdır.

Örnek
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın
beytindeki taş bağırlı deyimi ile hem dağların taş ve topraktan meydana gelmiş olması; hem de merhametsiz, yüreksiz olmak anlamı kastedilir. Buradaki merhametsiz mecazi anlamdır.
Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir.


Örnek :
Þ Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?
Þ Bulmadım dünyada gönüle mekan
Þ Nerde gül bitse etrafı diken
Þ Şu karşıma göğüs geren
  Taş bağırlı dağlar mısın?

 

Mübalağa
Bir şeyin vasıflarını veya bir olayı olduğundan fazla büyüterek veya küçülterek ifade etme sanatıdır.

Örnek
“Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.” mısraında şair bir şehidin tarihe sığmayacağını ifade ile güzel bir mübalağa örneği veriyor.
Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir.


Örnek :
Þ Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
Þ Alem sele gitti gözüm yaşından
Þ Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
   Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
KAYNAK: http://www.edebiyol.com/mecaz_anlam.html

Tezat
Aynı varlığın iki zıt yönünü bir arada ifade etme veya birbirine zıt iki kavram arasında ilgi kurma sanatıdır.

Örnek
"Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz" mısraında birbirine zıt iki kelime aynı beyitte kullanılarak tezat sanatı yapılmıştır.

Biz şi’ri böyle söyledik ağyar söylesün,
Hem dost söylesün bunu hem yar söylesün
Tecahül-i Arif
Şairin çok iyi bildiği bir şeyi bilmezlikten gelmesi sanatıdır.

Örnek
“Edrine şehri mi bu ya gülşen-i me'va mıdır
Anda kasr-ı padişahi cennet-i a'lâ mıdır”
beytinde gördüğü yerin Edirne mi cennet mi olduğunu soruyor, yani bilmezlikten geliyor.

İstifham
Anlatımı etkili kılmak için soru sorarak anlatmaya denir.

Örnek
Değildim ben sana mail sen ettin aklımı zail
Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı
beytinde şair kendisini ayıplayanların sevgilisinin ne kadar güzel olduğunu görünce utanacakları soru sorarak ifade ediyor.

Hüsn-i Ta'lil
Sebebi bilinen bir olayı, bir durumu, gerçek sebebi dışında daha güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.

Örnek
Gül-i ruhsarına karşu gözümden kanlı akar su
Habibim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
beytinde şair çok ağladığı için gözyaşları bulanık yani kanlı akmaktadır. Oysa şair bunu ilkbaharda sular bulanık akar benim de gözyaşlarım senin yanağının gülüne karşı bulanık akmakta diye söyleyerek güzel bir sebebe bağlıyor.

Tevriye
Bir kelimenin aynı yerde birden fazla manada kullanılması sanatıdır. Kelimenin asıl anlamı yanında uzak anlamının da kastedilmesidir.

Örnek
Sordum nigarı, dediler ahbab
Semt-i Vefa'da doğru yoldadır.
beytinde vefa "bir semt adı ve sadakat" manalarıyla , doğru yol " yolun düzlüğü ve seçilen tavrın doğruluğu" manalarıyla tevriyeli olarak kullanılmıştır.

Bir delikanlu harâmidir deyü afv ettiler
Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb
Tenasüp
Manaca birbirine uygun kelimeleri bir arada kullanma sanatına tenasüp denir.

Örnek
Ol peri-veş kim melahat mülkinün sultanıdur
Hükm anın hükmü bana ferman anın fermanıdır.
beytinde de padişahlık müessesesi ile ilgili olarak "sultan, hüküm, ferman, mülk" kelimeleri birbiriyle ilgilidir.

Telmih
Herkes tarafından bilinen geçmişteki bir olayı , bir veya birkaç kelime ile hatırlatma sanatıdır.

Örnek
“Yar sana
Çağlar sular yarsana
Çünkü Ferhat’ım dersin
Bulunmaz mı yar sana”
manisinde Ferhat’tan bahsediliyor. Ferhat’ın sevgilisi uğruna dağları yararak su getirmeye çalıştığı herkesçe bilinen bir olaydır.

Meyve-i memnu'dan tadmak günahından beri
Karban-ı aşk bitmez bir beyabandan geçer.
Hz. Âdem'in cennette yasak meyveyi yemesi hatırlatılıyor.

Cinas
Ses bakımından (okunuş ve yazılışları) aynı veya birbirine çok yakın fakat manaları ayrı kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır. Bu sanat daha çok mani ve hoyrat türünde kullanılır.

Örnek
Gam zedeler
Gam vurur gam-zedeler
Sinem hakkak delemez
Delerse gamze deler
Eyleme vaktini zayi, deme kış yaz oku yaz
 
http://www.edebiyatalemi.com/index.php/konu-anlatimi/edebiyat/49-edebi-sanatlar

İMGE: hayâl, ing.simulacrum, Fr. La image, La imagination

imge: 1. Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya. 2. Genel görünüş, izlenim, imaj 3. Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj. 4. Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj.

sembol: Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, remiz, rumuz, timsal, simge. Kaynakwh webhatti.com: 

alegori: Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme. TDK

"İmge" yeniden üretilmiş bir görünümdür ve her imgede bir görme biçimi yatar. Ancak bizim bir imgeyi algılayışımız ya da değerlendirişimiz aynı zamanda görme biçimimize de bağlıdır.

İmgeyi yaratan kendi görme biçimiyle o imgeyi oluşturur3 ve biz de o imgeye kendi görme biçimimizle bakarız. Perspektif geleneğiyle yaratılan imgelerde, her şey bakan kişinin görüş açısına göre düzenlenir ve bakan kişiye dünyanın merkezi olduğu hissini uyandırır.

Fotoğraf makinesinin bulunması, aslında böyle bir merkez olmadığını ortaya çıkarır ve insanın görüşünü değiştirir. Resme yansıyan bu görüş, izlenimciler ve kübistler tarafından uygulanır.

Fotoğraf makinesinin bir başka getirisi, bir zamanlar tek olan imgeleri çoğaltması ve bunun sonucu olarak resmin anlamını değiştirmesi hatta bu anlamı çoğaltması olur.

"Sembol", en basit anlatımıyla simge demektir. Somut bir nesnedir ve üzerine yüklenen anlamı taşır. Bir duyguyu, bir kişiyi ya da bir olayı temsil eder. Bir tür rumuz gibidir. Bayrak gibi bir ulusun bağımsızlığının, varlığının simgesi olabileceği gibi, bir şehrin, o şehri bir bakışta akla getiren temsili de olabilir.

"Alegori" ise, bir şeyi, başka bir şey kullanarak anlatma yoludur. Bir tür canlandırma, yerine koymadır. Fabl buna örnek olabilir. Kurguya dayanır ancak, kurgulanan gerçek birebir aktarılmaz, yapılan kurgu da farklı anlamlar içerir. Temsili anlatımdır.

Bir güvercinimiz olsun. Bu güvercinin bir ressam tarafından, kendi bakış açısıyla resmedilmesi sonucu ortaya çıkan görüntü, artık bir imgedir.

Bu imgenin bizim tarafımızdan nasıl göründüğü ise, bizim görme biçimimize, algılamamıza bağlıdır. Eğer resme baktığımızda, "barış" algılıyorsak, o güvercin artık bir semboldür.

Ve bu sembolü kullanarak barışın veya savaşın anlatılması ise alegoridir. Güvercin dile gelip barıştan ya da savaştan hiçbir şey anlamadığını, kendi halinde bir kuş olduğunu ve tek derdinin temiz bir havada uçabilmek olduğunu beyan edebilir. Kurgularız olur, ve bu da yine alegoridir.Kaynakwh webhatti.com: 

Ayşegül Engin
http://www.webhatti.com/sozluk/537507-imge-sembol-alegori.html

Okunması tavsiye edilem makale:
http://www.halksahnesi.org/incelemeler/jameson_postmodern/jameson_postmodern.htm

DOLAYLAMA: Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.

Örnek:
Þ yavru vatan: Kıbrıs,
Þ derya kuzuları: balık,
Þ file bekçisi:kaleci
Þ Türkiye'nin kalbi: Ankara

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Aralık 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >

DUYURULAR
SON ŞİİRLER
CAN BABAM
Şair: SITKI CİN
KAHVE RENGİ GÖZLERİN
Şair: SITKI CİN
YIKTIM TARUMAR ETTİ
Şair: SITKI CİN
İNSAFSIZ
Şair: SITKI CİN
YOK OLDUK
Şair: SITKI CİN
SON EKLENENLER
SON VİDEOLAR
BU BAYRAKİNMEYECEK
Ekleyen:Mahirbaspinar
Beğenilme:
Tıklama:3538
SEN OLSAN YETER M Baspinar
Ekleyen:Mahirbaspinar
Beğenilme:
Tıklama:3509
Kimler Çevrimiçi
Şuanda 1 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi Sayımız
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün24
mod_vvisit_counterDün121
mod_vvisit_counterBu Hafta353
mod_vvisit_counterBu Ay2599
mod_vvisit_counterTümü257238
Crystal7 Webdesign Template. This template is released under the GNU/GPL license.
hqtexts.ru - rxonepill.com