|

MAHİR BAŞPINAR Geçen Ramazan Bayramı'ydı... Cep telefonum çaldı, açtım; uzaklardan (Kahramanmaraş'tan İstanbul'a) bir dost bayramımı tebrik ediyordu. Takdir edersiniz ki, çok memnun kaldım. Çünkü bu dost, güzel şiirlerinden tanıdığım ancak sesini ilk defa duyduğum Mahir Başpınar'dı. Vefakâr ve hoşsohbet bir kişiliğe sahip olduğu hemen belli oluyordu. Nitekim, özgeçmişini de oldukça eğlenceli hazırlamış. Dikkatimizi çeken bir cümleyi, hoşgörüsüne sığınarak, biyografisine başlık yapalım: "DOMATESLERİN SON ZAMANLARI" Mahir Başpınar nüfus kayıtlarına göre şubat ayında, (fakat annesi domateslerin son zamanları eylül sonu veya ekim başında) Kahramanmaraş’ın Göksün ilçesine bağlı Çardak beldesinde 1961 de dünyaya gelmiş. Altı çocuklu bir işçi ailesinin beşinci ve tek erkek çocuğu…
İlk ve orta öğrenimini doğduğu belde de, “EML” ni Kahramanmaraş’ta bitirdikten sonra birçok şirketlerde çalıştı. Askerlik sonrası EÜAŞ-AEL işletmesinde mekanik usta olarak göreve başladı ve halen çalışmakta… Evli biri kız üç evlat sahibi. Elbistan’da ikamet etmekte... Şiir merakı ortaokullu yıllarda başladı lise ve askerlik dönemlerinde devam etti. Daha sonra uzun yıllar şiir yazmaya ara verdi. Fakat son yıllarda tekrar duygularını kâğıda dökmeye başladı. Mahir, Yaratılanı yaratandan ötürü seven, hayata hep güzel tarafından bakan vatan, millet bayrak sevdalısı kişiliğiyle tanınır. Biyografinin son cümlesini tekrar okuyalım; Mahir Başpınar, nasıl tanınıyor? "Yaratılanı yaratandan ötürü seven, hayata hep güzel tarafından bakan vatan, millet bayrak sevdalısı kişiliğiyle tanınır". İşte bu tespiti doğrulayan bir şiiri: SELAM OLSUN
Gökyüzünde güneşle ay Yıldızlara selam olsun Kırda gezen at ile tay Yaylalara selam olsun Yüce dağın çatağına Hükümdarın otağına Derelerin yatağına Irmaklara selam olsun Gerçek olan can yoldaşa Konuşmayan tek sırdaşa Hem anaya, hem gardaşa Sevenlere selam olsun Şair olup şiir yazan Sahte oyun düzen bozan Az bulunan gerçek ozan Sözlerine selam olsun Bahçelerde çiçeklere Yerdegezen böceklere Yeni çıkan göceklere Tarlalara selam olsun Memleketin dört köşesi Daim olsun hep neşesi Ormanında gür meşesi Dağlarına selam olsun Doğusuna batısına Kâinatın yapısına Gök kubbenin çatısına Yaratana selam olsun Mahir derki hep el ele Hep söylense dilden dile Türkü ile şiir ile Konuşana selam olsun. ___Mahir BAŞPINAR http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=52334&siir=797005&order=oto *** Mahir Bey; ayrıca, eskilerin deyimiyle "Ganî gönüllü"dür: EN ZENGİN BENİM(!) Çok şükür Allah’ım, çok şükür sana Bir eşle üç çocuk, sen verdin bana. Başım sokacak ev, birde araba, Dünyanın en zengin adamıyım ben. Bir vücutla, iki ayak, birde baş İki de göz vermiş üzerinde kaş, Hayat vermiş bana, kırk altı da yaş, Dünyanın en zengin adamıyım ben Akil fikir vermiş, zekâ cabası, Kul olanın boşa gitmez çabası, Olmuşum ben üç evladın babası Dünyanın en zengin adamıyım ben. Ne mutlu ki böyle güzel vatandan Bir Müslüman ana ile babadan Doğmuşum ben bu dünyada hiç yoktan, Dünyanın en zengin adamıyım ben. Bir işim var, iyi kötü maaşım Beni seven beş tane de gardaşım, Ne olsun ki, ağrısız birde başım, Dünyanın en zengin adamıyım ben. Şükrederim, verdiğin nimetlere Dünya tatlı, hele de nefislere, Ne mutlu, girdiysem gönüllere, Dünyanın en zengin adamıyım ben. Mahir mutlu, darısı mutsuzlara Dost olalım nefisi kurtsuzlara, Şükret sende katılma yurtsuzlara, Dünyanın en zengin adamıyım ben. Mahir BAŞPINAR http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=52334&goster=hayat *** Bu okuyacağınız iki şiir de, gerçek dostluk ve vefa örneği: (SALİH SEBAHATTİN KARADAĞ HOCAMA) GELMİŞ GİDİYOR Salih Hocam gelmiş Sivas elinden Elbistan’a selam vermiş gidiyor Bal şeker damlıyor tatlı dilinden Dost bağından güller dermiş gidiyor Geç öğrendim fakat yetiştim gördüm. Samimi duruşa gönlümü verdim Sanalda hiç dostluk olur mu derdim Dostluğu önüme sermiş gidiyor Şairlik şiarı özümüz bizim Ne mutlu bana ki dost gördü gözüm Giderken yetiştim kızardı yüzüm Gönül kozasını sarmış gidiyor Sevindirdi beni çok mutlu etti Gönlümde dostluğu kazıyıp gitti Daha ayrılmadan gözümde tüttü Hakkın Rızasına ermiş gidiyor Ayak üstü oldu kusura bakma Kurulan dostluğu aman ha yıkma Tekrar gel buraya bizlerden bıkma Muhabbet bağını karmış gidiyor Mahir de kardeşin bunu unutma Faruk kardeşinden hiç ayrı tutma Gelir isen tekrar görmeden gitme Aramış dostlardan sormuş gidiyor 03.05.2009 Mahir Başpınar Değerli Sebahattin hocama bu güzel şiiri için çok çok teşekkür ediyorum **.*. Salih Sabahttin Karadağ da Mahirbaşpınar'a, aynı duygularla cevap veriyor: DOSTLUK (Üstadım Mahir BAŞPINAR’a) Dosta ermek için çıktım Sivas’tan, Son durağım oldu güzel Elbistan, Kimler ayrı kalmak ister ki dosttan, Güler yüzle candan bakışı yeter… SEN-BEN Değil gardaş BİZ olmak için, Arkadan gelene İZ olmak için, Dostun meclisinde SÖZ olmak için, Gönülden gönüle akışı yeter… Arada dağlar var, sanma ırağım, Sen ustasın bense sana çırağım, Dostu görmek için arttı merağım, Firgat kalesini yıkışı yeter… Mahir olduğunu göz ile gördüm, Gönül okşayıcı söz ile gördüm, Ehl-i dil, tebessüm yüz ile gördüm, Hakkın işlediği nakışı yeter… Sevmek bize yeter sevdadan öte, Ana rahmi gibi düştük gurbete, Rabbim uğratmasın bizi gaflete, Nefse karşı galip çıkışı yeter… Salih de sizleri hayırla anar, Dostluk ateşiyle tutuşup yanar, Muhterem Üstadım Mahir BAŞPINAR, Misk-i amber gibi kokuşu yeter… 07/05/2009 S.Sebahattin KARADAĞ http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=52334&siir=1172890&order=oto Nice sağlam dostluklara... dileğiyle her iki ustaya da sağlık ve esenlik diliyoruz.
Hazırlayan: Sefa Koyuncu
|
Mahir Bey çok güzel süslemiş sayfayı,ayrı bir renk.
Herşey gönlünüzce olsun.