|

SEFA KOYUNCU Değerli dostlar; “melekül mevt (ölüm meleği) âni gelir” buyuruluyor. Hastalık ve kaza da öyle… Beklenmedik ânda gelir. Hastalık da, ölüm de; sağlık ve yaşamak gibi, biz insanlar için. Allahü teâlâ encâmımızı hayreylesin… Merak eden kıymetli dostlarım için, geçirdiğim âni rahatsızlığı kısaca anlatayım…
Ma’lûm, İstanbul’dayım. Senelik iznimi kullanmak üzere memleketim Konya’ya gittim. Sadrettin-i Konevî hazretlerini, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretlerini ziyâret ettim ve bu mübârek mekânlarda, siz değerli dostlarım için de duâ ettim (Bu arada, Mevlâna’nın mekânında, Konya’da yaşayan Fatih Şahin Işık’la ‘Şahbeyit’ randevulaşıp ayaküstü görüştüm). Yaklaşık 40 gün olan iznim dolmak üzereydi ki, kasabamda (Aşağıçiğil) ata yâdigârı bağlarda bir çalışma yapmam gerekti. Belediyeden kepçe kiralayıp, bir de seyyar testereci ile birlikte bağlara gittim. Burada bir tarlayı tesviye etmeye başladık. Akrabâdan beş altı kişi de yardım ediyordu. Gâyet hoş bir atmosfer içinde çalışmaya başladık. Hoşgörünüze sığınarak bu unutamadığım anları biraz detaylı anlatıyorum… Susadığımdan olacak ki, aklıma, çalışanlara su dağıtmak geldi. Önce, büyükçe bir taşı sökmeye çalışan kepçe operatörüne su vermek istedim. Elimde beş kiloluk pet su kabıyla dev makinanın yanına gittim. Yerden oldukça yüksekteki operatöre, işâretle (gürültüden ses duyulmuyordu), su içmek isteyip istemediğini sordum. İstedi ve bir bardak su uzattım. İçti ve bir bardak daha içmek isteyip istemediğini sordum. İstemedi. Elimdeki su kabı ve bardakla, kuru ağaçları kesmekle uğraşan seyyar testerecinin yanına gittim. İşte ne olduysa o anda oldu. Testereciye su içmek isteyip istemediğini sormak istedim, soramadım. Çünkü birden soluğum daraldı, mecâlim kesildi. Kendimde, “Su içmek ister misin” diye soracak gücü bulamadım. Su kabını ve bardağı yere bıraktım ve ağaç kütüklerinden birinin üzerine oturdum. Göğsüm şiddetle yanıyor, zor nefes alıyordum… Çalışanları telâşa vermek istemedim. Ağrının biraz hafiflemesini bekledim. Daha sonra her şeyden vazgeçip (çalışanlara, siz devâm edin diyerek), eve gittim. Dinlenmeye çalıştım. Ağrı biraz hafiflemekle birlikte devâm ediyordu. Gecenin geç saatlerinde ağrı şiddetini kaybetti ve sabaha karşı biraz uyuyabildim. Israrlara rağmen doktora da gitmedim, çünkü rahatlamıştım. Bu arada, İstanbul’a dönünce doktora gider muayene olurum diye düşündüm. Birkaç gün dinlendikten sonra, yaklaşık sekiz saat direksiyon başında olmak üzere İstanbul’a döndüm. Evime geldiğim gün Cumartesi’ydi (12 Aralık 2009). Pazartesi muayene olmak üzere bir hastaneden randevu alma kararındaydım ki, Pazar sabahı şiddetli ağrı yeniledi. Yine nefesim daraldı ve ter içinde kaldım. 112 Âcili aradık, hemen geldi… ÂCİL TEŞEKKÜR
Yokladı kalp krizi, Soluk soluğa kaldım... Ayıltsın diye bizi, Âcile haber saldım!
Geldi gariphâneye, Aldı beni ambulans... Daldı hastahâneye, Hayat kurtaran nüans!
Dört dakika hız ile, Rekor kırıldı derim... 112 Âcile, Çok teşekkür ederim!..
> Sefa Koyuncu http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=429288 Bakırköy Devlet, Acıbadem ve JFK hastanelerinde (ziyâretçi kabul edilmeyen, ağır yoğun bakımda) geçen üç gün zarfında, tedâvi gördüm ve anjiyo oldum. İlaç tedâvisine karar verildi. JFK’da anjiyo olup, taburcu olduğumda Aralığın 15’iydi. Şimdi ilaçlarımı kullanıyor ve periyodik kontrollere gidiyorum…
> SEVGİ YUMAĞI
Çekilirken gözden fer, Yanar söner yürek ten... Gönül çerâğı titrer, Sevenlerin yürekten!
Bu dünyâda yâr yâran, Sermâyenin en hâsı... Dostu ipten kurtaran, Sevenlerin duâsı!
Kalplere akan edâ, Yakın eder uzağı... Gök kubbede hoş sedâ, Ancak sevgi yumağı!..
Sefa Koyuncu
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=429375 İznim ve hastalığım süresince Radyo 3. Yeni ve mavizaman.com sitemizle ilgilenemedim. Bulunduğum şartlar gereği, siz değerli dostlarıma bilgi de veremedim. Bu süre içerisinde gerek mail, telefon ile arayan ve arama yazma fırsatı bulamayan bütün değerli dostlara müteşekkirim. İnşallah, kendimi iyi hissettiğim oranda yeniden aranızda olacağım. Gönül dolusu sevgi, saygı ve selâmlarımla… > YAĞMUR YAĞIYOR
Güne sevgiyle bakan, Dost bulutlar ağıyor... Her ân çağlayıp akan, Sele yağmur yağıyor!
Misk-i amber saçılan, Gülzârları sağıyor... Gökyüzüne açılan, Ele yağmur yağıyor!
Sığmaz olmuş kabına, Gökkuşağı çağıyor... Gönlümün mızrâbına, Tele yağmur yağıyor!..
Sefa Koyuncu http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=429506 
|
Size acil şifalar diliyorum ...
Saygı ve Selamlarımla