como localizar um celular samsung desligado como localizar un celular perdido con el numero click here como localizar un celular android con gps como localizar celular pelo numero aplicativo rastreador aplicativo rastreador localizador localizar celular com gps pela internet rastreador de celular samsung online como rastrear un celular samsung galaxy note 5 apagado source aplicacion para rastrear celulares windows phone como rastrear celular robado android como ubicar a otro celular por gps baixar localizador celulares puedo localizar mi celular por facebook como rastrear celular samsung galaxy note 5 mini localizar celulares gmail como localizar meu celular pelo chip localizar o local pelo numero do celular check this out continue reading rastreador de source como localizar click here como descobrir um numero de telefone celular de uma pessoa localizar mi celular android desde mi pc continue reading como localizar celular roubado nokia lumia 630 localizar un rastreador source existe como see more como localizar read article read article como localizar como localizar outro celular por gps read more como rastrear como rastrear localizar celular pelo facebook link como localizar imei no celular tem como localizar celular en republica dominicana como rastrear um celular pelo chip da oi como localizar more info como continue reading rastrear localização rastrear celular via android como localizar go here continue reading here rastrear celular como rastrear o numero de celular pela internet source como rastrear celular samsung desligado como descobrir telefone celular pelo nome da pessoa click puedo localizar baixar como rastrear programa de rastreador celular rastreador de lineas celulares click here click see more continue reading localizar localizar un celular online gratis como rastrear un celular robado samsung galaxy ace mini article source localizador de celulares broma see more rastrear celular pelo numero via satélite gratis here
DÜZYAZI ŞİİR PARADOKSU
Yazan Üçüncü Yeni   
Çarşamba, 27 Ekim 2010

Halid Ziya Uşaklıgil (1866-1945)

Düzyazı-şiirin yaygınlaşması ve “moda” haline gelmesi Edebiyat-ı Cedide döneminde gerçekleşir. Halit Ziya’yı Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Celal Sahir, Faik Ali gibi isimler izler. Sonraki yıllarda II. Meşrutiyet dönemi sanatçılarından Halide Edip, Yakup Kadri, Emin Bülend, Selahattin Enis, İlyas Macid, Hayriye Melek Honç, Tahsin Nahid gibi isimler de bu alanda eser verir.

 

MENSUR ŞİİR PARADOKSU

Tanzimat, Batı’ya açılan çok yönlü bir penceredir. Daha önceki gelişmelerden de hız ve cesaret alan bu adım, kısa zaman içinde toplum yaşamında, anlayışlarda ve kurumlarda yankısını bulur. Yaşam felsefesi, estetik kuralları, hayal ve mazmunlar dünyası ile Divan edebiyatı ömrünü tamamlarken yerini başka bir edebi anlayışa bırakır. Bu dönemde dikkati çeken özelliklerden biri, düzyazı ile şiir arasındaki daha önceki durumun değişmiş olmasıdır. Hatta Mehmet Kaplan’ın ifadesiyle, nesirci zihniyet, artık ikinci sırada kalan şiire de kendisini hakim kılmıştır. Türk edebiyatı, Tanzimat’ın ikinci kuşak sanatçılarının elinde sosyal yarar peşinde koşmaktan uzaklaşarak, bireysel ihtiras ve ıstırapların ifade aracına dönüşür. Şiirin biçimindeki asıl bilinçli yenilik de bu kuşağın eseridir. Özellikle; renkli, sorunlu, karmaşık iç dünyasını bir kalıba sokmakta zorlanan Abdülhak Hamit’in yaptıkları “bir biçim ihtilali” olarak değerlendirilir. Recaizade Mahmut Ekrem, Ta’lim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, III. Zemzeme Mukaddimesi ve diğer teorik yapıtlarında yeni edebiyatın estetiğini hazırlar. Sanat yaşamının ilk yıllarından itibaren mensur parçalar kaleme alır, düzyazı-şiir çevirileri yapar. Bu dönemdeki sanatçıların yenilik arayışlarının, bunu destekleyen teorik söylemlerin ve edebi çabaların arkasında, kuşkusuz Fransız edebiyatı vardır.

Fransız edebiyatında “sanatkârane düzyazı” anlamına gelen ve “prose poetique” adıyla anılan bazı yapıtlar kaleme alındıktan sonra, edebi bir tür olarak düzyazı-şiirin ilk örneklerine “poeme en prose” adıyla Aloysius Bertrand’ın 1842’de yayımlanan “Gecelerin Gaspard’ı” başlıklı yapıtından itibaren rastlanmaya başlanır. Bertrand’ı, Maurice de Guerin’in “Le Gentaure” ve “La Bacchante” adlı ürünleriyle izlemesi, bu dönemdeki Fransız şairlerin dikkatinin bu yeni tür üzerinde toplanmasına zemin hazırlar. Çok geçmeden, Charles Baudelaire “Küçük Mensur Şiirler”, Arthur Rimbaud “Renkli Gravürler”, “Cehennemde Bir Mevsim”, Stephane Mallarme “Hezeyanlar” adlı yapıtlarıyla öne çıkarlar. Tür, Fransa’da kimliğini bulduktan sonra diğer Batı edebiyatlarına da yansır. Pek çok araştırmacı, özellikle mensur şiir çevirilerinin, düzyazı-şiir türünün Türk edebiyatında doğup gelişmesinde büyük bir etkisi olduğunda görüşünde birleşmektedir.

Daha önce belirttiğimiz gibi, Türk edebiyatında düzyazı-şiir sınırları içinde değerlendirilebilecek ilk denemeler, Abdülhak Hamit, R. Mahmut Ekrem, Mehmet Celal ve Mustafa Reşit tarafından kaleme alınmıştır. Bunları Halit Ziya izlemektedir. Onun ilk denemesi, oldukça genç yaşlarda Tercüman-ı Hakikat’e gönderdiği “Aşkımın Mezarı” başlıklı bir metindir. Bu metin gazetede, Muallim Naci’nin “Mezarda aşk aramak, meyyitte can aramaya benzer.” eleştirisiyle birlikte yayımlanır. Halit Ziya bu eleştiriye çok üzülür fakat çalışmalarına devam eder. Nevruz, Berk gibi dergilerde bu tür denemeler yayımlar. Recaizade Mahmut Ekrem, Halit Ziya’yı ve onunla birlikte hareket eden gençleri yüreklendirirken, düzyazı-şiirin karşısında duranlar Tarık ve Saadet gazetesi çevresinde toplanırlar. Uşaklıgil, çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı bu tür şiirlerini “Mensur Şiirler (1891) ve “Mezardan Sesler” (1891) adlı kitaplarında bir araya getirir.

Düzyazı-şiirin yaygınlaşması ve “moda” haline gelmesi Edebiyat-ı Cedide döneminde gerçekleşir. Halit Ziya’yı Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Celal Sahir, Faik Ali gibi isimler izler. Sonraki yıllarda II. Meşrutiyet dönemi sanatçılarından Halide Edip, Yakup Kadri, Emin Bülend, Selahattin Enis, İlyas Macid, Hayriye Melek Honç, Tahsin Nahid gibi isimler de bu alanda eser verir.

Bizde bu türde yapıt veren sanatçıların dışında kimi araştırmacı ve eleştirmenler de konuyla ilgili görüşler ileri sürmüşlerdir. Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Feyziye Abdullah Tansel bu alanda akla ilk gelen isimlerdendir. “Servet-i Fünun’da Mensur Şiir” başlığıyla bir tez hazırlayan İsmail Çetişli, mensur şiirin saf şiirin dışında değerlendirilmesi gerektiği görüşünü ileri sürmektedir. Yazar, mensur şiiri her şeyden önce düzyazı olarak görme eğilimindedir. Mehmet Rauf’un “Siyah İnciler” adlı yapıtını baskıya hazırlayan Hülya Argunşah, türün özelliklerini maddeler halinde sıralar. Buna göre düzyazı-şiirler “kısa ve yoğun, bağımsız, başlıklı, başka bir türün içinde parça olmayan, kendi bütünlüğüne sahip metinler”dir. Şiirdeki arayıştan doğmuşlardır ama öncelikle düzyazıdırlar. Bireysel duygulanmaların ifade edildiği şairane ürünlerdir. Bir iç âhenge sahiptirler, betimleme ve çözümlemeyi önemsedikleri için uzun cümle yapısını tercih ederler. Ünlemlere, seslenişlere ağırlık bir yer verilir.

Halit Ziya’nın düzyazı-şiirleri üzerinde araştırma-inceleme yazıları kaleme alan M. Fatih Andı, “Şairane bir konuyu, bir duygu veya bir düşünceyi veyahut bir nükteyi, birkaç paragraftan birkaç sayfaya kadar değişen bir hacimde kısa, çarpıcı, etkileyici ve yoğun bir biçimde, derli toplu olarak, şairane bir eda ve üslupla anlatan müstakil bir edebi türdür.” tanımını ortaya koymaktadır.

Yeri gelmişken belirtelim ki bizde sanatlı söyleyiş ile düzyazı-şiir arasındaki farklar sürekli gözden kaçırılmaktadır. Bunu, türler arası geçiş ve düzyazı-şiirin diğer türleri etkilemesinin ötesinde, kimi zaman sanatlı üslupla ortaya konmuş her düzyazı parçasına düzyazı-şiir deme kolaycılığıyla izah etmek mümkün görünmektedir. Bu arada, Tanzimat sonrasından Cumhuriyete kadar olan dönemde, düzyazı-şiirin şiiri fazlasıyla etkilediği bir gerçektir. 1922 yılanda Dergah dergisinde “Tevfik Fikret’ten beri Türk şiir dilimiz nesirleşti. Adeta aruzla nesir yazmak merakı türedi.” diye yazan Yahya Kemal 1935’te Yedigün’de çıkan, Hikmet Feridun Es’in kendisiyle yaptığı bir söyleşide, bu yargısını, “Gerek Rübab-ı Şikeste’de gerek Cenab Şehabeddin ve diğer arkadaşlarının nazmı nesirden pek çok zaman uzaklaşamıyordu.” sözleriyle yinelemektedir. Yahya Kemal, kendi şiirini açıklarken, “Meşrutiyetten önce ve sonra bir süre daha, vezin ve kafiye ile ifade edilen, gerçekte nesir olan şiirimizden başka bir yol aramağa çıktım.” demektedir. Şair, 1920’lerden itibaren Baudelaire ve Verlaine’in etkisiyle, aruzla yazmayı ısrarla sürdürdüğü yeni şiirleri, düzyazı-şiirin karşıtı sayılabilecek “deruni bir şiirsel âhenk” içermekte ve “aşkların, çevre güzelliklerinin yarattığı coşku ve izlenimlerden kaynaklanmış bir duyarlılık”a yaslanmaktadır. İlginçtir ki Fransız edebiyatında düzyazı-şiirin güçlü temsilcileri hep şair iken Türk edebiyatında, ilk dönemlerde bu temsilciler öykü ve roman yazarları arasından çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde bu isimlere Ruşen Eşref, Kenan Hulusi, Etem Ongun, Arif Nihat Asya, Ali Nihad Tarlan, M. Kaya Bilgegil gibi sanatçılar da eklenmiştir.

1980’lere gelene kadar, şiir alanında öne çıkan kimi şairlerin düzyazı-şiir kategorisine girebilecek şiirler yazdığı görülmektedir. Ancak, Bedreddin’in girişini saymazsak Nazım Hikmet, Sezai Karakoç, Yahya Kemal, Mehmed Akif, Necip Fazıl hiç düzyazı-şiir yazmamışlardır.

1950’lerin ortalarından itibaren İkinci Yeni şairlerinin şiire getirdiği yenilikle birlikte düzyazı-şiirde de bir değişiklik dikkati çeker. Oktay Rifat, İlhan Berk, Turgut Uyar, Ece Ayhan gibi isimler; şiirde kurmaya çalıştıkları estetik çerçevede düzyazı-şiirler kaleme alırlar. Onların bu ürünleri, aslında şiirlerinin düzyazı formunda karşımıza çıkmasıdır. Şiir dünyasını ören imgeler, anlamın kendini kolaylıkla ele vermeyişi, şiir estetiğinin hep düzyazıdaki sürekliliğidir. Kalıpların dışına çıkma, şiirin olanaklarını zorlama, dünya ve yaşamdaki karmaşıklığı şiirdeki yeniliklerle karşılamaya çalışma gibi tutumlarla şiir çeşitlendirilmiştir. Oktay Rifat; Perçemli Sokak (1956), Aşk Merdiveni (1958), Elleri Var Özgürlüğün (1966) adlı kitaplarında düzyazı-şiir örneklerine yer verir. Onun bazı şiirlerinde sürrealist resim düşüncesini görmek mümkündür:

Duyulan seslerin mavisinde uykucu kanat, öğle üstü, vakitsiz işareti güzel günlerin, keçi ayaklı balıklara inat köpüklerin güneşinde yepyeni, şehir halsiz sokaklarıyla, küflü bulutlarıyla halatların duvarında faydasız, kolayca paramparça. Gök, susmayan çıngırak. (Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, s. 191)

MENSUR ŞİİRLE ŞİİR ARASINDAKİ BENZERLİKLER

1. Ahenk her ikisinde de var.

2. Şairane konular işlenir.

3. Temalar benzerdir.

4. Dil ve anlatım yönünden benzerlik gösterir.

MENSUR ŞİİRLE ŞİİR ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

1. Mensur şiirde ölçü, kafiye, dize yoktur.

2. Şiirin kendine has bir dili vardır.

3. İmge, çağrışım, sanat, hayal ve müzikalite şiirde daha yoğundur.


10 Şubat 2010 Çarşamba günü, saat 02:48'de yayınlandı.
KAYNAK
http://www.gruphepsifanclub.net/portal/mensur-siir-nedir.html

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 27 Ekim 2010 )
 
SEO by Artio