ÜÇÜNCÜ YENİ'YE 'ANLAM'LI DESTEK / Sefa KOYUNCU
Yazan Üçüncü Yeni   
Cumartesi, 25 Aralık 2010
    ERSİN ERGE
Türk Şiirinde Üçüncü Yeni hareketimizle anlamcılığı savunuyorum ya, soruyorlar "nedir anlamcılık?" diye. Bunun için yazıma Şenay' ın şarkısından söz ederek başladım. Örnek olsun diye. Sonra da bilimsellikten ayrılmayacağımız için öncelikle sözlükteki ifadesine baktım. "anlamlı" kelimesinin.
     Bilmem kaçıncı baskı olacak ama anlamcı şiir hareketimizin İkinci Yeni'nin anlamsız, yavan şiirlerine tepki olarak doğmuş olduğumuzu da belirtmek isterim. Bunu yaparken de toplumcu ve gerçekçi sanatımızdan güç alarak şairlerin anlamlı dize ve şiirlerini de bilmemiz gerekir. (Ersin ERGE)

ÜÇÜNCÜ YENİ'YE 'ANLAM'LI DESTEK / Sefa KOYUNCU

Ersin Erge, İkinci Yeni'nin anlamsızlığına ve dili bozmasına tepkili. Bu önemli iki noktadaki hassasiyetinden dolayı kendisini tebrik ediyorum. "Ölçülü şiir, kurallı nesir" parolasıyla başlattığımız Üçüncü Yeni Akımı ise şiirin, anlamın yanı sıra ölçülü (hece-aruz) yazılmasını esas almaktadır. Kelime ve cümleyi kuralına uygun yazmak da Üçüncü Yeni'nin bir diğer prensibidir. Düzyazıda devrik cümle kullanmak (ne yızık ki, Erge de devrik yazıyor), Türk diline yapılabilecek en büyük kötülüktür; buna mukabil, şiirimizde devrik cümle öteden beri kullanılagelmektedir, kullanılabilir. Şiirde anlam ve imlada (yazım) kurala uygunluğu savunan Ersin Erge, veznin (ölçü) gereği üzerinde durmamakta, Birinci Yeni'yi tepmediğini belirtmekte, kendisi de serbest tarz (şiirce) yazmakta ve böylelikle Üçüncü Yeni'nin birinci ve en önemli kuralına (Üçüncü Yeni esas itibariyle, Bir ve İkinci Yeni'nin vezni yıkmasına tepkidir) uymamaktadır. Böyle olmakla birlikte, şiirde anlamın ve dil kurallarına uymanın önemine dikkat çekmesini kayda değer buldum. Bunu, Üçüncü Yeni Akımı'na önemli ve 'anlam'lı bir destek sayıyorum. Bu arada bizi, "hece ve aruzu geri getirmek isteyenler" olarak nitelendirmektedir ki, doğrudur. Biz, divan ve halk edebiyatı gibi zengin iki kaynaktan faydalanarak, modern şiirler yazılabileceğine inanıyoruz. Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek, Faruk Nafiz Çamlıbel ve daha çok sayıda usta şâir bunu başarmıştır. Biz de başarabiliriz. Bu geri gitmek değil, gelenek temelleri üzerinde ilerlemek, yükselmektir. Saygılarımla.

Sefa KOYUNCU-25.12.2010 iSTANBUL

------

Şiirimizde ikinci yeni ve anlamsızlığı

Ersin ERGE
[ 02.05.2010 ]

         Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri'nde "İkinci Yeni Şiir Hareketinin" anlamsızlığını ilk defa Kuzeysu Kültür ve Sanat Dergisi'nin Mayıs 1993 sayısında yazmışım.

         Yazmakla da kalmamış Temelimiz Kültürdür adlı kitabıma da almışım. (Samsun Sanat Yayınları 1996 Temelimiz Kültürdür- Sayfa 18-19. İkinci Yeni ve Anlamsızlığı - Ersin Erge)
         Bugünlerde "Neden İkinci Yeni Şiir Hareketi ortaya çıktı?" diye sorulduğu için tekrar gündeme alma ihtiyacı duydum. Özellikle çiçeği burnunda şiir yazanlara… Yazmaya çalışanlara…
         Zira 1950-1960 yılları arası şair ve yazarların hapse atıldığı bir döneminde; imgeye dayalı, anlamsız ve yavan bir şiirin ortaya çıktığını araştıran herkes bilir.
         Edebiyat tarihçileri bu dönemde üretilen şiirlere "İkinci Yeni" adını koymuştur. Şairlerine de "İkinci Yenici Şair" demişlerdir…

         Gelelim İkinci Yeni ve Anlamsızlığı adlı yazıma.
         Okuyalım mı?
         Hay, hay!
         Buyurunuz efendim.

         ***
         Müge Hanım'ın gözlerinden yüreğimin derinliklerine doğru çayır çimen yeşilliğinde bir ferahlık dolarken; Hülya: "İkinci Yeni'yi vahim eleştiriyorsunuz ama" demez mi?
         Yarabbim nasıl eleştirmem! Karşımda Türkiye güzeli seçilmiş Müge Gördürür ve Hürriyet gazetesinin Ankara muhabirlerinden, genç bir üstat ile edebiyat öğretmeni oldu olacak olan, Hülya Hanım.
         Bilinendir; şiirimizde Üçüncü yeni hareketini başlatmışız, cevaplıyoruz.
         Efendim "İkinci Yeni" içinde yer alan şairlerimiz öncelikle yoksul çoğunluğa değil, aydın olan azınlığa seslenmişlerdir. Bu seslenişlerinde kaç aydın şiirlerden ne anlamışlardır? Şaşarım! Örnek istiyorsanız çok basit.  Bakın "İkinci Yeni" hareketi içinde yer alan İlhan Berk "L" şiirinde ne diyor.
         "Denizi gördüm öbür denizlere bakıyordu
         eee T aa uuu SS e C nn EEE eee"
         Anladınız mı bir şey? Ben anlamadım. Onun için "İkinci Yeni" ye anlamsız diyerek "Üçüncü Yeni" hareketimizi anlamcı bilmenizi isterim. Zira imgeye kapılarını sonuna kadar açan "İkinci Yeni" halkımızın yaşamından ve kültürümüzden uzaklaşıp folkloru ( ki milli değerlerimizdir) şiire düşman bellemişlerdir. Böylelikle de şiiri anlamdan uzaklaştırmaya başlamışlardır. Konuyu kısaca olayı atarak; adına mimari etkilem dediğim şiirden uzaklaşmışlardır. En kötüsü konuşma diline, ortak dilimize sırt çevirmişlerdir. Türkçe'nin yapısını zorlamışlardır. Gramer kuralları çiğnenmiştir. Öznesi olmayan, daha doğrusu anlamı oluşturmayan dizelerle şiir yazmaya çalışmışlardır. Bu gerçekler karşısında ikinci yeni hareketi içinde yer alan Edip Cansever bile: " İlkelerimizle, verilerimizle toplumsal bir fayda sağlayacağımıza inanmıyorum." demiştir. Hele Birinci Yeni hareketi içinde şapkamı çıkarttığım  Oktay Rıfat "İkinci Yeni" hareketi içinde: "Bekle ki soğanlar salatalar yağsın! Nisan yağmuru yeşersin" Allah Allah! Ne demek istemiş pek çözemedim. Şimdi tüm bunlar bilinçli bilinçsizlik değildir de nedir? Bilinçli bilinçsizliğin de geçerli bir gerekçesi olmaz mı? Doğrusu "Divan Şiiri" gibi "İkinci Yeni" de halkımızın yaşamına, edebiyatına, kültürüne sırt çevirmiş olup; içerik yönünden olsun, anlam olarak olsun, hatta biçimi olsun yenilikçi bir eğilim taşımamışlardır.
         Bilinmesi gerekir ki: İnsanlığa katkısı olmayan sanat yok olmaya mahkûmdur. Hâlbuki yüzyıllık edebi değerlerimizden yararlanıp, bağımsız bir toplumculuğu savunmak, ulusal kültürün yurt ve tarih bilincinde olmak ve evrenselliğin anlamcı şiirinde ürün vermek dururken böylesine anlamsızlıkta yer almış olanlara yüklenirim elbet!
         Çıt yok!
         Sadece Hülya' da şüpheci bir tebessüm, Müge' de ilintili bir düşünce, Hürriyet muhabiri ise fotoğraf  makinasını temizlemekte…
         Ya sizde? Sizde de mi çıt yok?
         Yazık!

         ***
         Evet!
         Yazık ki ne yazık!
         Yazım aynen böyle.
         Meraklısı Temelimiz Kültürdür adlı kitabımdan bakabilir… Ya da Kuzeysu Kültür ve Sanat Dergisi'nin Mayıs 1993 tarihli sayısını tekrar okuyabilir…
         Sonuç olarak 15 -16 yıl önce yazdıklarımı aynen bugünde yinelemiş oldum. 1950-1960 yılları arasında ortaya çıkan İkinci Yeni Şiir Hareketi, edebiyatımızda yenilikçi olmuş mudur? Olmamış mıdır?
         Takdir sizin!
         Benimse düşüncelerimde, söylediklerimde "İkinci Yeni Şiir Hareketi" ile ilgili olarak şu anda dahi bir değişiklik yoktur.
         ***
         Önümüzdeki haftalarda Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Üçüncü Yeni Şiir Hareketinin manifestosunu neden yazdığımı konuşacağız.
         Yönünüz daima sevgi, dostluk ve barış olsun efendim…
         Sağlıcakla kalın…

Kaynak: http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazilari.php?yazarID=26&id=1979

ÜÇÜNCÜ YENİ DERKEN (2)
[ 30.05.2010 ]

     Şenay'ın şarkısı neden dillerden düşmez? Hiç düşündünüz mü? Hangi şarkısı mı? Doğru ya! Hani canım: "Bütün dünya birlik olsa! Hayat bayram olsa! İnsanlar hep el ele…" diye devam eden anlamlı şarkıdan söz ediyorum.
     Nedir bu şarkıyı yıllardır dillerden düşürmeyen neden? Müziği mi? Belki ama bence sözleridir. Hem de anlamlı sözleri…
     Sözlükler "anlamlı" kelimesini "anlamı olan, önemli bir şeyi anlatan, manalı" ifadesi ile açıklıyor. "Anlam" kelimesi içinse "bir kelimeden, bir sözden, hatta bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların bize hatırlattığı düşünce veya imgeleme…anlamına gelen…demek olan" diye belirtiyor.
     Hanidir Türk Şiirinde Üçüncü Yeni hareketimizle anlamcılığı savunuyorum ya, soruyorlar "nedir anlamcılık?" diye.
     Bunun için yazıma Şenay' ın şarkısından söz ederek başladım. Örnek olsun diye. Sonra da bilimsellikten ayrılmayacağımız için öncelikle sözlükteki ifadesine baktım. "anlamlı" kelimesinin.
     Bilmem kaçıncı baskı olacak ama anlamcı şiir hareketimizin İkinci Yeni'nin anlamsız, yavan şiirlerine tepki olarak doğmuş olduğumuzu da belirtmek isterim. Bunu yaparken de toplumcu ve gerçekçi sanatımızdan güç alarak şairlerin anlamlı dize ve şiirlerini de bilmemiz gerekir.
     İşte bunlardan birkaçı;
Attila İlhan'ın
"An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada Pir Sultan ölür."

Necip Fazıl'ın
"Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları bana."

Özdemir Asaf'ın:
"Bir sevgiyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır
Harcayacaksın."

Ahmet Arif'in:
"Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…"


Nazım Hikmet Ran'ın
"Yaşamak tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim."

"Barış" adlı şiiri. O da şu:
beni,
tüm
tarih
kitaplarını
yazan
bir
yazar
yapsalar
diyorum
çocuklar…
Sayfalarını,
tek
bir sözcükle
doldururdum:

     Barış

     En anlamlı şiir ise hepimizin daima birlikte söylediği ve söyleyeceği Mehmet Akif'in şiiridir ki onu hepimiz ayakta söylüyoruz; sonsuza dek söyleyeceğiz de!

     Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
     Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
     O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
     O benimdir, o benim milletimindir ancak.

     Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
     Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celal?
     Sana olmaz dökülen kanlarımın hepsi helal
     Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal.

     Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet,
     Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal!

     Üçüncü Yeni de ANLAMCILIĞI savunurken Kuzeysu Kültür ve Sanat Dergisi'nin Nisan 1993 sayısında yayınlanan bu anlamlı yazıcık güncelliğini kaybetmiş midir acaba?
Hiç sanmam!

Kaynak: http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazilari.php?yazarID=26&id=2217


        Şiire ve şiir yazan ustalarıma çıraklık ettiğim günlerde "Bizim Kalemde" bireye de yığınlara da "sen" dediğimi bugün gibi hatırlarım.
        Evet, "sen" der şair; bireye de yığına da! Çünkü çağdaş şair toplumun içindedir, hatta göbeğindedir.
        Durup dururken nerden kaynaklanıyor bu cümleler demeyin? "Üçüncü Yeni" hareketini başlattığımızdan beri mektuplar geliyor ülkemin çeşitli yörelerinden. Sorular soruluyor, şiirlerim hakkında, ilkelerimiz hakkında v.s.
        Efendim "Üçüncü Yeni" de neymiş diyen çiceği burnundaki genç şairlere açıklık getirmek amacıyla hareketimizi, tekrar tekrar anlatacağız galiba…
        "Üçüncü Yeni" Cumhuriyet dönemimizin şiirinde görülen şiir hareketlerinin sonuncusudur. Anlamsız şiiri oluşturan "İkinci Yeni" hareketinin anlamsızlığındaki yavanlığa tepki olarak doğmuş ve kendimize ANLAMCILAR  demişizdir. Çünkü şiir oluşumlaştırıcı bir anlam mimarisinin etkilemidir. İşte bu noktada, tavrımızı ortaya koymuş ve şiirin bir anlam ve söyleyiş sanatı olduğunu vurgulamışızdır.
        Eleştirileri tebessümle karşılarken ilkelerimizi soran okurlara bir kez daha bunu burada sıralamak görevimiz sanıyorum. İşte manifestomuz:
        1. Çağdaş özgürlüğün temeli, tartışmadan geçen sanatımız özgürdür. Onu kısıtlamak doğru değildir.
        2. Dilimiz milletimizin kullandığı ortak sade dildir. Anlaşılır olmak esastır.
        3. Konu serbesttir. Anlamcı olmak ve yaradılışın evrensel zevkinin bütünlüğünde olmak esastır.
        4. Amacımız evrensel bütünlüğe, toplumcu ve gerçekçi yapımızdan güç alarak, ulusal kültürümüzle varmaktır. Bunun için anlamın evrensel bütünlüğünü ortaya koyan şiirde olmak, dünya şiirinin gelişim çizgisindeki en son halkamızdır. Bu halkada bireysel zevki tattırmak esastır.
        5. Özgün imgemiz, evrenselliktedir…
        6. İçerik ve biçim yönünden her şair kendini beslerken milli kültürümüz ve onun değerleri temelimizdir…
        7. Toplumdan evrene açılan bakışımız, bakmada değil görmede olurken, kelimenin anlam betimlemesinden güç alarak maddeyi manada, manayı maddeden özümserken sözün artı değeri unutulmayacak ve Kuvay-ı Milliye ruhu esas alınacaktır.
        8. Öz bilinç her şeyden önce gerekli olduğu gibi anlamda da bilincin somutlaşmasını taşımak gereklidir.
        9. Şiir yazmak bir yaşam biçimidir. Fakat önemli olan şiiri söylemektir.
        10.  Bilinçli bireşim yaparak oluşumculuktan evrenselliğe uzanmak bilgilenmenin esasıdır.
        11. Barışçıl olunmalıdır.
        12. Üçüncü yeni hareketimiz " Birinci Yeni" hareketini tepmeyen "İkinci Yeni" nin anlamsızlığını kırmızı kalemle çizen anlamcı bir yoldur.
        Evet, ne demiştik? Bireye de, yığınlara da  "Sen" der şair. Niye mi? Bir bütünü oluştururda onun için. Bir düzinede bir bütün oluşturduğumuz anlamcılıkta ürün veren üstatlara kolay gelsin temennisi ile…
        ***
        Evet bu on iki maddelik manifesto çalışmam Üçüncü Yeni Aylık Şiir Dergisinin Şubat 1988 sayısında (Sayfa: 21-22) yayınlanmıştı.
        Şimdi gelelim mi "Üçüncü Yeni Şiir Hareketi" ile bugün ne yapılmak istendiğine… Neler yazılıp söylendiğine!...
        Gelelim mi efendim!
        Gelelim.
        Ne demiştim?
        Zaman ve toplum geri gitmez demiştim!
        Şiir akımlarıda / hareketleri de öyle!...
        Ama "Üçüncü Yeni Şiir Hareketi" içindeyiz deyip de, Divan edebiyatına geri dönüp.  ‘yenilikçiyiz' diyenlere – mistisizme dayalı şiir üreterek: yeni bir akım başlattık diyenlere ne demeli?

- Pes- doğrusu!
Ersin ERGE 
 

[ 16.05.2010 ]
 
 Kaynak: http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazilari.php?yazarID=26&id=2104

ÇAĞDAŞ ŞİİRİN BAŞLANGICI
[ 11.04.2010 ]

         Hesap makinesine gerek var mı? Sanmam!

         Zira, hesap ortada!

         Dünyamızda Çağdaş Şiir Hareketi ilk ne zaman başlamıştır?
         Fransız ihtilali ile desem yanlış mı demiş olurum acaba?
         Fransız ihtilali 1789 - Monarşinin kaldırılması 1799 da!
         Ya da Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla mı başlamıştır acaba?
         Sanmam!
         En iyisi ansiklopedik bilgi ile söyleyelim:
         Neydi  O şairin adı?  Rimbaud !
         Evet Rimbaud
         (Doğumu 1854 - Ölümü 1891) Fransız bir şair. Hem de has bir şair.
         Aynı ölçekte Lautramant.
         (Doğumu 1840 – Ölümü 1870)
         Bu iki usta şairin en iyi şiirlerini orta yaşlarından sonra vermiş olmaları üzerinden hesaplarsak;
         2010 – 1860 =150 yıl.
         Hesap ortada öyle değil mi?
         Nerden baksan 150 yıl öncesinde başlıyor çağdaş şiirin genel olarak başlangıcı.
         İyi de nedir bu çağdaşlık?
         Çağdaşlık: insan yaşamını daha kolaylaştırıp daha güzelleştirmek için harcanmış ortak çabaların eriştiği son düzeyi, aynı doğrultudaki yeni çabalara katkılar yapmayı da sürdüre sürdüre bir yaşam biçimi olarak benimsemektir.
         Peki ya,  gelenek?
         Gelenek:  çeşitli toplumların kuşaklar boyu , doğayla alış verişleri sonucu benimsedikleri kendilerine özgü yaşam biçimleridir.
         Dünyamızda gelenekten ve çağdaşlıktan söz ederken; köklü geleneğine bağlı olan şairlerin başında Kazakistan'dan Süleymanov,  Fransa'dan Aragon,  İngiltere'den Larkin, İspanya'dan Lorca, Yunanistan'dan Kavafis'i sayabilirim…
         Ya bizde?
         Bizde de, (isim olarak şairlerimize sonra değineceğim) Fransız ihtilali ile aydınlarımız Osmanlıdaki kozmopolit kültürden yavaş yavaş sıyrılarak Tanzimat Dönemine geliyorlar. Sonrası malum! Meşrutiyet.
         Tanzimat döneminde de, Meşrutiyet döneminde de şairlerimizin eserleri ulusal boyutta bellidir.
         Gerçek şu ki; insan uygarlığının sanayileşme ile birlikte ekonomik , siyasal ve toplumsal devinim içinde, sanat anlayışının yaygınlaşmasıyla, çağdaş sanat akımlarının ortaya çıkabileceğini  bilelim.
         Bu nedenle, dünyamızda genel olarak çağdaş şiirin başlangıcı 150 yıl öncesine dayanmaktadır diyorum.
         Görüldüğü gibi hesap ortadadır.
         ***
         Cumhuriyet Dönemi  Türk Şiiri'nde, Üçüncü Yeni Şiir hareketinin içinde olup da; aruzu, hece ölçüsünü  geri getirmeye çalışan ve yenilik içinde olduklarını söyleyen şair adaylarına hatırlatmış olayım.

         Bilinmelidir ki  zaman ve toplum geri gitmez...

http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazilari.php?yazarID=26&id=1828

POLONYA’DA AKADEMİK LİTERATÜRE GEÇEN SAMSUNLU SANATÇI – Ersin ERGE

> Zekeriya Çavuşoğlu

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde III. Yeni Şiir hareketinin öncü şairlerinden olan Ersin Erge 1963 Boğaziçi Köyü doğumlu olup; çocukluk yıllarını Ankara ve Samsun ile doğduğu köyde geçirdi. İşletme ön lisansla AÖF’ den ayrıldı. Basında çalıştı…Vekil öğretmenlik ve özel bir şirketin muhasebesinde çalıştı. Samsun Büyükşehir Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Pedagojik eğitimini tamamladıktan sonra 14 yıl Konservatuar Tiyatro Bölümünde, Türk Tiyatro Tarihi alanında Öğretim Görevlisi olarak çalıştı.

Yunus Emre’nin: “Geliş danış olalım/ İşi kolay kılalım/Sevelim sevilelim/Dünya kimseye kalmaz” dizelerinin Birleşmiş Milletler Binasının duvarına İngilizce ve Türkçe yazılması için oynadığı “Ballar Balını Buldum Yunus” adlı oyun gibi irili – ufaklı tiyatro oyunlarında görev aldı.

“Şerefiye” , “Herhangi Bir Gece Yarısı” , “Taşbademleri”, “Cephede Piknik” ve “Ders” adlı oyunların yönetmenliğini yaptı.

“Samsunda Sanat Sanatta Samsun” adlı televizyon programını, Türkiye’nin ilk yerel televizyonunda, bir yayın dönemince sundu.

“Samsun Göründü Paşam” adlı kısa metrajlı film senaryosunu Samsun Valiliğinin katkılarıyla, Atatürk’ün Samsun’a ilk adımının 80.yılında filme aldı. Film TRT Televizyonunda gösterildi.

Şair-Yazar Ersin Erge 1984 yılında başladığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığında, Kültürel ve Sportif Etkinlikler Müdürü olarak çalışmakta olup, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nda “Gözlemci” olarak görev yapmaktadır…

“İnsanlığa katkısı olmayan sanat yok olmaya mahkumdur” – diyen Ersin Erge’nin sanatçı kişliği ve eserleri; Polonya’nın Krakow ilindeki “Unuwersytet Jagıellonskı Instytut Fılologu Orıentalnes Zaklad Turkologu” de Slwia Janas tarafından tez konusu yapıldı. Sanatçı hakkında 76 sayfalık kitap yazıldı. Söz konusu kitap Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kütüphane Daire Başkanlığındadır.
ERSİN ERGE’NİN ESERLERİ :

TEMELİMİZ KÜLTÜRDÜR…Deneme : Samsun Sanat Yayınları …(1996)
TÜRK TİYATRO TARİHİ…Derleme Ders Kitabı… (1997)
SAMSUN GÖRÜNDÜ PAŞAM…Senaryo/Kısa Metrajlı Film (TRT-2 1999)
VARDİYA………… Şiir…Barış Gazetesi Yayınları. 1.Baskı…(2006)
TUT Kİ… Şiir…Barış Gazetesi Yayınları: 3.Baskı. (2007)
HERHANGİ BİR GECEYARISI…Tiyatro Eseri…(Sahnelendiği iller:Samsun, Sinop, Zonguldak, Amasya ,Ankara,…)

tut ki
  seni ararken Tayland’da
  günlük bir aşk bulmuş beni
  sana benzemiyordu ama
  kalın etli dudakları vardı
  bir de boynunda ben
  sen sandım o ara

kasıklarına kadar…

tut ki
  şairliğime gülmüşsün
  sen olmasan
  şair olmazdım belki ben
  böyle dizelerde yazmazdım
  milyonlar açlıktan ölürken
  sana tapmazdım.
            (…)

  Ersin ERGE şiir,senaryo,tiyatro eseri ve anlatı türlerinde eserleri olan bir sanatçı olup, Türk Sanatçısının başarısını yurt dışında da kanıtlamıştır.Eserleri ve sanatçı kişiliği Polanya’nın Krakow ilindeki Yellegon Üniversitesinde mastır tez konusu olan sanatçımız halen Ondokuz Mayıs Üniversitesinde Kültür-Spor Ekinlikleri Şube Müdürü olarak çalışıyor…

http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/ersin-erge-sair-yazar

Yorumlar (1)Add Comment
supra footwear
Yazan supra footwear, Aralık 27, 2010
The blog is the portrait of the mind,very good.
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +3

Yorum Yazın

busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Aralık 2010 )
 
SEO by Artio