SEFA KOYUNCU İLE RÖPORTAJ / Zeynep Didem GEZGİN
Yazan Üçüncü Yeni   
Salı, 01 Kasım 2011
  Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında kitleler psikolojik olarak etkilenmiş, bilhassa İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupalıların birbirine girmesi, şehirlerin bombalanması, kitlelerin evinden yurdundan olması, klasik olan her şeye tepki gösteren bir gençlik ortaya çıkmasına yol açmıştır. SSCB’nin de tahrikiyle ülkemiz de Batı’da olup bitenlerden etkilenmiş, vezinli kafiyeli şiir ve kurallı düzyazıya karşı çıkan Birinci ve İkinci Yeni akımları türemiştir. Üçüncü Yeni olarak biz, aradan geçen seksen-doksan yıl sonrasında bu anormal dönemin kapanması ve normalleşme sürecine girilmesi gerektiğini düşünüyoruz. “Yani artık şiir ölçülü kafiyeli, nesir de kurallı yazılmalıdır” görüşünü savunuyoruz.

SEFA KOYUNCU İLE RÖPORTAJ /Zeynep Didem GEZGİN

 

Siz değerli okuyucularım için, gazeteci yazar Sefa Koyuncu ile kültür, sanat ve edebiyatımıza dair bir röportaj gerçekleştirdim. Tabii en başta da Üçüncü Yeni’yi sordum. Sorularımı ve aldığım cevapları sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

 

Zeynep Didem Gezgin:  Sefa Bey, kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

Sefa Koyuncu: 1950 yılında, Konya'nın Ilgın ilçesine bağlı Aşağıçiğil  kasabasında doğdum. İlk ve ortaokulu kasabamda okudum. Konya Karatay Lisesi ve Ankara M. Rüştü Uzel Kimya Meslek okulunu bitirdim. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Lisans tezimi SÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölüm başkanı Prof. D r. Mustafa Özcan'ın danışmanlığında; Yeni Adam ve Yedi Tepe dergilerinin kurucusu, eleştirmen-yazar Hüsamettin Bozok'un edebî makaleleri üzerine hazırladım. Eğitim Fakültesinden pedagojik formasyon aldım ve edebiyat öğretmeni oldum. Ancak o yıllarda zaten gazeteciliğin içinde olduğum için mesleğime devam ettim. Askerliğini, Tekirdağ- Çorlu'da yaptım (1970-72). Uzun yıllar, Etibank Seydişehir Alüminyum Tesisleri Araştırma Laboratuvarlarında laborant ve teknisyen olarak çalıştım. Seydişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yaptım. 

Ermenilerle ilgili araştırma dalında, şiir ve köşe yazısı dallarında başarı ödüllerim var. Türkiye, Türkiye Pazar,  Bâbıâli'de Sabah gazeteleri  ile ağırlıklı olarak Anadolu gazete ve dergilerinde (Seydişehir Postası, Yeni Meram) 20 yılı aşkın yazdım. Yazarlık hayatımı kültür ve sanatın başkentinde devam ettirmek gâyesiyle,  2000 yılında İstanbul'a yerleştim.  Bâbıâli Kültür Yayıncılığı'nda (BKY) editörlük ve yayın yönetmenliği yaptım (2001). Hâlen, Türkiye gazetesinin, günlük yayınlanan Kültür-Sanat sayfasını yönetiyorum. Yine, Türkiye gazetesinde "Yaşadıkça" sütun başlığıyla köşe yazıları yazıyorum. 

Üçüncü Yeni: Ölçülü Şiir-Kurallı Nesir Hareketi'nin kurucusu; sarı basın kartı sâhibi ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) üyesiyim. Yayınlanmış kitaplarım:

Don Kişot  Sendromu  Ermeni Soykırımı Komedyası, (BKY) , 2001 İstanbul 

I r a k' ta Kanlı Şafak / Şiirler, (M a v i   W e b), 2004 İstanbul

 www.mavizaman.com  sitesini kurdum ve yönetiyorum.

Mail adresim: Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.   

   

 

 

ZDG: Üçüncü Yeni akımı nedir?

 

SK: Üçüncü Yeni kısaca, “ölçülü şiir ve kurallı nesir” hareketidir. Tabiatıyla ölçüsüz kafiyesiz yazılara şiir denilmesine ve düzyazıda devrik cümle kullanılmasına karşı bir akımdır. Bir gurup arkadaşımla birlikte, 2006 yılında internet (Google) üzerinde Üçüncü Yeni Şiiri ve Üçüncü Yeni Nesri gruplarını kurduk. Daha sonra da mavizaman.com sitemiz hizmete girdi.

Fikrimizin temeli, yani çıkış noktamız şudur: Edebiyat tarihinin  başlangıcından itibaren şiir adıyla bilinen ilk yazılı ve sözlü metinler ölçülü kafiyelidir. Öteden beri şiir ölçülü, düzyazı ise serbesttir. Yani düzyazıda ölçü aranmaz; satırların biri diyelim on kelime bir diğeri ise tek kelime olabilir. Şiir öyle değildir; her milletin kendine göre şiir ölçüsü vardır ve şiirler bu ölçülere göre yazılır. Bizde hece ve aruz ölçüleri vardır. Bu ölçülerden birine uygun yazılan metinler şiir; ölçüsüz yazılanlar ise nesir, yani düzyazıdır. Bu tarih boyunca hep böyle olagelmiştir.

Kaşgarlı  Mahmud ’un D ivân ü  Lügati‘t Türk isimli kitabındaki şiirler ölçülü kafiyelidir.  Karahanlılar, Selçuklular , Osmanlılar döneminde  şiirler ölçülü kafiyelidir.  Cumhuriyet döneminde de şiir ölçülü kafiyelidir. Son dönemin önde gelen şairlerinden Mehmet Akif Ersoy (aruz vezniyle), Necip Fazıl Kısakürek şiiri ölçülü (hece vezniyle) ve kafiyeli yazmıştır. Faruk Na fiz Çamlıbel’in de aralarında bulunduğu Beş Hececiler, hece vezniyle yazmışlardır.

 Düşünce derinliği ve estetik yoğunluğuyla, “geleneğe bağlı çağdaş Türk şiirinin önemli isimleri” arasında yer alan  Osman Olcay Yazıcı, vezinli ve kafiyeli yazmış, serbest şiire karşı çıkmıştır. Birçok eseri bestelenen Sabahattin Ali, vezinli kafiyeli modern şiirler yazmıştır.

Şiirde serbest denilen tarzın ortaya çıkışı daha yenidir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında kitleler psikolojik olarak etkilenmiş, bilhassa İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupalıların birbirine girmesi, şehirlerin bombalanması, kitlelerin evinden yurdundan olması, klasik olan her şeye tepki gösteren bir gençlik ortaya çıkmasına yol açmıştır. Nagazaki ve Hiroşima’ya  atılan atom bombaları  insanların üzerinde çok büyük olumsuz etkiler yapmış, kurulu düzenlere karşı isyan hareketleri başlamıştır. 

SSCB’nin de tahrikiyle ülkemiz de Batı’da olup bitenlerden etkilenmiş, vezinli kafiyeli şiir ve kurallı düzyazıya karşı çıkan Birinci ve İkinci Yeni akımları türemiştir. Türkiye’de Sovyetlerin etkisiyle vezinsiz kafiyesiz şiir yazma çığırını açan Nazım Hikmet’tir. Orhan Veli ve arkadaşları her ne kadar Fransız şiirinden etkilenmiş olsalar da vezinsiz ve kafiyesiz yazmakta Nazım Hikmet’in yolundan gitmişlerdir. Türk nesrinde devrik cümleyi başlatan da yine Nazım Hikmet ve Nurullah Ataç’tır. Bu dönem edebiyatımızda dış etkilerle ortaya çıkan bir isyankârlık ve anormallik dönemidir. Bu dönemde yazılan serbest şiirler edebiyatımızda tahrip edici tesirler bırakmıştır. 

Türk şiiri ölçülü kafiyeli, Türk nesri kurallıdır. Türk düzyazı cümlesinde devrik/ters cümle yoktur. Orhun Kitabeleri kurallı nesirle yazılmıştır.

Üçüncü Yeni olarak biz, aradan geçen seksen-doksan yıl sonrasında bu anormal dönemin kapanması ve normalleşme sürecine girilmesi gerektiğini düşünüyoruz. “Yani artık şiir ölçülü kafiyeli, nesir de kurallı yazılmalıdır” görüşünü savunuyoruz.

 

ZDG:  Ücüncü Yeni akımında yeni yetişen edebiyatçılar sizce yeterli mi?

 

 

SK: Biz, ölçülü kafiyeli yazı yazan şairleri ve kurallı düzyazı yazan yazarları Üçüncü Yeni’nin tabii üyesi kabul ediyoruz. Arkadaşlarımızdan Nihat Kaçoğlu, aruz ve hece ölçüsü ile yazıyor. Üçüncü Yeni akımının  önde gelen şairlerindendir. Onur B ö l ü k b aş (Mahfi), hece ve aruz  ölçüsüyle yazıyor.  Almanya'da  yaşıyor . Afet  Kırat, hece ölçüsüyle güçlü şiirler yazıyor. Kadir Çetin, aruz ve hece ölcüsüyle yazıyor. Cemile Melek Şirin ve Sevgi Korkusuz, kurallı nesirle güzel hikâyeler yazıyor. Bunlar ilk aklıma gelen isimler. Mavizaman  şiir sitemizde  200 kadar ölçülü  kafiyeli şiir yazan değerli arkadaşımız var. Üçüncü Yeni kurallarına uygun yazan arkadaşların eserlerini çıkaracağımız bir dergide yayınlamak, ayrıca kitaplaştırmak için çalışmalar yapıyoruz. Ferdî olarak kitap yayınlayan arkadaşlarız da var. Akım içerisinde hikâye, roman ve şiir alanında çalışma yapan arkadaşlarımız var.

Ayrıca, Radyo Mavizaman internet radyosunda arkadaşlarımızın sesli şiirlerini yayınlıyoruz.

Bu arada, İstanbul’daki bazı liselerden Üçüncü Yeni akımını anlatmak için panel ve konferans teklifleri alıyoruz. Bunları da değerlendirerek Üçüncü Yeni akımını daha geniş kitlelere duyurma imkânı bulacağımızı düşünüyoruz.

  

                                                     SEFA KOYUNCU

 

 

ZDG: Üçüncü Yeni şair ve yazarlarından ödül alan var mı?

 

SK:  Şahsen benim, Türkiye gazetesinin 80’li yıllarda düzenlediği şiir yarışmasında kazandığım birincilik ödülü var. Anadolu İnsanı başlıklı bu şiirim Kayserili sanatçı  İsmail  Sağlam  tarafından türkü formunda bestelendi ve albüm kapağı oldu. Anadolu İnsanı şiirimin yer aldığı bu albüm Şölen Müzik’ten çıktı ve  İMÇ bloklarında  satılıyor. Ayrıca, Ermeni soykırımı iddialarına dair araştırmalarımla aldığım bir ödülüm daha var.Yine, Seydişehir Gazetciler Cemiyeti'nin takdir ettiği "Köşe Yazısı Başarı Ödülü"m var.

Üçüncü Yeni şairlerinden Nihat Kaçoğlu, Avrupa şiir yarışmasında mansiyon ödülü almıştır. Kaçoğlu’nun  Siyah Güller Sokağı isimli şiir kitabı da bugünlerde piyasaya çıktı.

Batı’da Üçüncü Yeni öncülerinden Nobel Edebiyat  Ödülllü  İngliz şair ve yazar  Thomas  Stearns  Eliot (1888-1965)’dan da söz etmeliyiz. Eliot; “Serbest şiir  gerçek bir şiir olsaydı  olumlu  bir tanımlanması  yapılırdı. Oysa  ben bunu ancak olumsuz kelimelerle tanımlayabiliyorum : 1 Kalıp yokluığu (absence of  pattern),  2 Kafiye  yokluğu ( Absence  of rhyme), 3 Ölçü yokluğu ( Absence of metre). Ölçüsüz bir şiir düşünemiyorum.  Kafiye  önemini  yitiremeyecek” diyerek, Avrupa’da Üçüncü Yeni bayrağını açan kişidir ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.

 

ZDG: Medyada kültür sanat yayınları yeterli mi?

 

SK: Yetersiz.  Kültür ve sanatın da medyada en az  siyaset, magazin, ekonomi kadar  önemli yer  tutması lazımdır. Köklü dili, kültürü ve sanatı olan bir milletiz. Mimar Sinan, Bâkî, Nedîm gibi dehâlar yetiştirmişiz. Hat, tezhib başta olmak üzere birçok sanat dalında üç kıtayı hatta dünyayı etkilemişiz. Kültür ve sanatımızı medya yoluyla yansıtabilmeliyiz. Bunun için

Kültür sanata radyo, televizyon ve gazetelerde daha fazla yer verilmelidir. Kültür sanatla uğraşmak insanlara yeni bilgiler öğretiyor. İnsanın estetik duygularını yüceltiyor. Batı gazetelerinde kültür sanat sayfaları 3 veya  4 sayfadır. Bizde bazı gazetelerde kültür sanat sayfası bile yoktur. Eğer  kültür sanata yönelmeyi başarabilirsek, toplumda siyasetin ve terörün olumsuz etkileri hafifleyecektir. İnsanlar kültür sanatla uğraştıkları zaman hayattan haz alacak ve daha mutlu olacaklardır. Kültür sanat her zaman ön planda olmalıdır. Şu anda Kültür  ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, belediyeler, valilikler kültür sanata ağırlık veriyor. Halkımız da önem veriyor. O zaman medyanın da kültür sanata daha fazla yer vermesi gerekiyor ki, bunun zamanla olacağına inanıyorum. Ayrıca kitap okumayı sevdirmenin yolu da kültür sanattan geçiyor. Zira kitap okumak başlı başına bir kültür olayıdır.

 

ZDG: Mavizaman sitesinden başka yerde yazı ve şiirleriniz yayınlanıyor mu?

 

SK: Türkiye gazetesinde pazar günleri çıkan “Yaşadıkça” başlıklı bir köşem var. Ayrıca, Türkiye gazetesinde her gün düzenli olarak kültür sanat sayfası hazırlıyorum. Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarında sayfalarım var. Yazı, şiir ve video paylaşıyorum.

 

ZDG: Mavi Zaman Radyosu kaç tarihinde  nasıl başladı ?

 

SK:  Radyo Mavizaman, 23. 11. 2008 tarihinde yayına başladı. İnternet radyosudur ve mavizaman.com sitemize şiir ekleyen arkadaşlarımızın sesli şiirlerini yayınlamak amacıyla kurulmuştur. Düzenli olarak her akşam 21’de açılmakta ve gece 03’e kadar yayınını sürdürmektedir. Şiirlerin seslendirilmesi ve MP3’e dönüştürülmesi, video formatında düzenlenmesi ilgili arkadaşlarımız tarafından gerçekleştirilmektedir. Radyo Mavizaman’ın müdavimleri, kültür ve sanattan haz alan arkadaşlarımızdır.

 

ZDG: Gazeteci olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz, niçin?

 

SK: Gazeteci olmasaydım yine gazeteci olmayı seçerdim desem, saçma bir cümle mi olur? Tabii seçmek, istemek başka, olmak başka. Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar derler. Gazetecilik zor olduğu kadar da zevkli bir meslek. Köşe yazarlığı da öyle. Milletimize ve insanlığa hizmet etme imkânı olan önemli meslekler. Kültür sanat bölümünü ise zengin ve sağlam kültürümüzü, gerek ülkemiz gençliğine gerekse dünyaya tanıtmak için seçtim. Çünkü, gerçekte bütün dünyadaki kültürler arasında bir üstünlük mücadelesi devam etmektedir. Batı kültürü  karşısında  Türk ve İslam kültürünün  üstünlüğünü göstermek için çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum.

 

ZDG: Sorularıma cevap verdiğiniz ve merak ettiğimiz konularda bizi aydınlattığınız için teşekkür ederim.

SK: Ben teşekkür ederim.

 

Yorumlar (1)Add Comment
...
Yazan Beytu, Kasım 13, 2011
Edebiyatta Üçüncü Yeni akımı günaşırı daha da ilgi görmekte.
Ancak bir çoğumuzun bu akım hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını söylemeliyim.
Bu açıdan bu röportajı gayet yerinde ve faydalı buldum.
Yazının ortaya çıkmasını sağlayan Didem Gezgin'e ve yazar Sefa Koyuncu'ya teşekkürler...
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0

Yorum Yazın

busy
Son Güncelleme ( Salı, 20 Kasım 2012 )
 
SEO by Artio